Ahlaksız Kim - 11


24.Haziran.2026  |   26 Görüntülenme    |      |  


Sevgili okurlarım,

On haftadır Türkiye’de taraftarı kendi emelleri için kullanan futbol aktörlerinden bahsediyorum. Türk futbol taraftarının ciddi bir tahrik ve mağduriyet durumuyla karşı karşıya olduğunu ifade ediyorum. Taraftarın sahalarda yankılanan küfürlerinin arkasında istismarcıların olduğunu vurguluyorum.

Artık şu soruyu sormanın zamanı geldi:

Taraftarın hiç mi suçu yok?

Hani Nasreddin Hoca'nın meşhur sözü vardır ya;

“Hırsızın hiç mi suçu yok?”

Biraz da aynaya bakalım. Türkiye’de futbol seyircisi şöyle bir aynanın karşısına geçip kendi kusurlarını ve eksiklerini görmeye çalışsın.

Aynaya baktığımızda karşımıza iki farklı taraftar profili çıkıyor.

İlki; hafta sonu oynanacak maçı sabırsızlıkla bekleyen taraftardır. Hele ki maç önemliyse heyecan bütün aileyi sarar. Anne, baba ve çocuk aynı heyecanın etrafında birleşir. Maç saati geldiğinde baba ile oğul sohbet ederek, tahminler yaparak stadyuma doğru yürür. Gençler sokaklarda şakalaşır, tezahüratlar kaldırımlarda yankılanır.

Stadyum önünde ekmek arası köfteler yenir, uzun kuyruklarda muhabbet edilir. Kapılar geçildikten sonra ise bambaşka bir dünya başlar. Sesler kısılıncaya kadar tezahüratlar yapılır. Son düdükle birlikte ya galibiyetin gururuyla ya da mağlubiyetin hüznüyle evin yolu tutulur.

İşte gerçek taraftar budur.

Futbola ruh veren, futbolu futbol yapan insanlar bunlardır. Aile düzeni olan, hayatın içinde yer alan, futbolu bir sevda olarak yaşayan insanlardır. Ben bu insanlar üzerinde oyun oynanmasını her zaman ahlaksızlık olarak gördüm, görmeye de devam edeceğim.

Ancak gelin görün ki ikinci bir grup daha vardır.

Bunlara taraftar demek doğru değildir.

Bu gruplar menfaatçidir. Bütün dertleri futbolun istismarcılarına fırsat vermektir. Bir kulüp başkanından aldıkları küçük menfaatleri başarı sayarlar. İçip taşkınlık yapmayı, çevreye zarar vermeyi gerçek taraftarlık zannederler.

Oysa bunlar taraftar değildir.

Bunlar şehir çeteleridir.

Küçük çıkar gruplarıdır.

Futbolun güzelliklerini kendi kötü emellerine alet eden yapılardır.

Yöneticiler istedikleri tezahüratı bu gruplara attırırlar. Eğer para karşılığı slogan atan sahte taraftarlar varsa, onlara da yazıklar olsun.

Trabzonspor taraftarı ise tarih boyunca bu tür istismarcılara karşı uyanık olmuştur. Zaman zaman oyuna geldiği de olmuştur elbette. Ancak işin sonunda yine hakkın ve adaletin yanında durmayı başarmıştır.

Bugün de aynı durum yaşanmaktadır.

Trabzonspor taraftarının dik duruşunu kırabilmek için her yol denenmektedir. Ancak bir türlü istenilen sonuç alınamamaktadır.

Çünkü bize açıkça şunu söylüyorlar:

“Hakkınızdan vazgeçin ki bu iş tatlıya bağlansın.”

İşte bu teklifin kendisi ahlaksızlıktır.

Trabzonspor taraftarı ise buna rağmen sükûnetini koruyor. Küfre ve şiddete başvurmuyor. Ne yapıyor?

Yürüyüşler düzenliyor.

Toplantılar yapıyor.

Sesini duyurmaya çalışıyor.

Haksızlığın unutulmaması için mücadele ediyor.

Mesela bu hafta sonu Kartal Karayemiş’te çok önemli ve geniş katılımlı bir toplantı gerçekleştirildi. Taraftarın nabzı orada attı. Trabzonspor camiasının ileri gelenleri bir araya gelerek seslerini duyurmaya çalıştı.

Efsane Başkanımız Şamil Ekinci de bu toplantıya katılacaktı. Ancak rahatsızlandığını öğrendik.

Kendisine buradan acil şifalar diliyorum.

Trabzonspor’a kazandırdığı ruhu, karakteri ve mücadele anlayışını hiçbir zaman unutmadık, unutmayacağız.

Çünkü ahlakın birinci şartı vefadır.

Şamil Ekinci’ye vefa borcu olmayan bir Trabzonspor taraftarı düşünülemez.

Sevgili okurlarım,

Taraftar futbolun konuşan dilidir.

Taraftar susturulursa futbol susar.

Taraftar küstürülürse futbol küser.

Taraftar türlü oyunlarla baskı altına alınırsa futbol köhneleşir, korkaklaşır ve pısırıklaşır.

Bu hafta sonu seyrettiğim maç bana tam da bunu düşündürdü.

Siz ne dersiniz?

Kalın sağlıcakla…

Tekin KÜÇÜKALİ

Bu yazı daha önce Taka Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?