Ahlaksız Kim - 10


24.Haziran.2026  |   17 Görüntülenme    |      |  


Sevgili okurlarım,

Taraftarlar, takımların sahada görünmeyen güçleridir. Hiçbir şekilde ve hiçbir şartta taraftarların takıma verdiği desteği yüzdeyle ölçemezsiniz. Aynı şekilde verdikleri zararı da tam olarak tespit edemezsiniz.

Sahadaki renk cümbüşü, tribünlerde kurdukları o muhteşem orkestra herkese ayrı bir heyecan, ayrı bir şevk verir. Taraftarla futbol seyretmek bambaşkadır. O an ne yenmek gelir aklınıza ne de yenilmek. Doksan dakika nasıl geçti diye kendi kendinize mırıldanırsınız. Belki de günlerce o doksan dakikayı anlatırsınız.

İşe giderken otobüste koca adamlar maçı konuşur, çocuklar okul yolunda maç analizi yapar. Evinizde televizyon karşısında her türlü konfor varken neden yağmurda, çamurda, karda ve kışta stadyuma gideriz?

İşte tam da bu noktada itiraf edelim ki; taraftarla maç seyretmek tarifi mümkün olmayan bir temaşadır.

Şimdi bazı durumları birlikte gözden geçirelim. Bakalım bana hak verecek misiniz?

Bir de taraftara futbolcu gözüyle bakalım.

Karşındaki takım kim olursa olsun, gücü ne kadar büyük olursa olsun, bir futbolcu taraftarın arkasında değil yanında olduğuna inandığı an, onu durdurabilecek herhangi bir engel kalmamış demektir.

Bir de hakem gözüyle bakalım.

O coşkuyu, o olağanüstü tezahüratın verdiği enerjiyi düşünün. Futbol keyfi zirveye çıkmış. Böyle bir ortamda çaldığı her düdüğün ne anlam taşıyacağını hesap etmeyen bir hakem olabilir mi?

Rakip takım futbolcularının yerinde olmayı da çoğu oyuncu istemez. Ayakları titremeden oynayabilen, topa vururken dimdik kalabilen kaç futbolcu vardır?

Öylesine coşkulu bir atmosferde yöneticinin aldığı enerjiyi, teknik heyetin kazandığı motivasyonu ölçebilecek bir cihaz henüz icat edilmedi diye düşünüyorum.

Peki ya aksi olursa?

O zaman anlattıklarımın tam tersi yaşanır.

Tabii bir de taraftar diye geçinen ama aslında taraftar olmayanlar vardır. Bunlar bezirgânlardır. Bilet işleriyle ilgilenirler, seçim hesapları yaparlar, takımla değil kendi çıkarlarıyla ilgilenirler.

Bunları yönlendiren, kendi geleceğini düşünen yöneticiler de vardır.

Allah hepimizi bu tiplerden korusun.

Federasyon başkanlığı hesapları yapanlar, kulüp başkanlığı hayalleri kuranlar ve bu uğurda taraftarı istismar edenler vardır ki, tam anlamıyla leş kollayan sırtlanlar gibidirler.

Sevgili okurlarım,

Sakın ha bunlar olur mu demeyin.

Trabzonspor bunları iliklerine kadar yaşamıştır.

Bugün yaşanan birçok sıkıntının temelinde de bunların izleri vardır.

Ancak gün gelir, bütün tarihi gerçekler ortaya çıkar.

Taraftarı bu tür oyunların içinden yine taraftarın gerçek liderleri kurtarır.

Bu noktada taraftar liderlerine çok büyük görevler düşmektedir.

Sahada yaşanan olumsuzlukları ve ahlaksızlıkları onlar yatıştırabilir. Seyirciyi sakinleştirebilir, onlara yeniden coşku verebilirler.

Buradan taraftar liderlerine seslenmek istiyorum:

Lütfen arkadaşlarınızın iyi niyetini kullanarak hesap içine girmeyin. Futboldan para kazanmak isteyenlerin, siyasi ikbal peşinde koşanların oyuncağı olmayın.

Sahalarda futboldan ve futbolun adaletinden vazgeçmeyin.

Bugün futbolu arayan masum taraftarlar sokaklara düşüyor. Tüm Trabzon'u inletiyorlar. Ancak adalet dağıtanlara seslerini bir türlü duyuramıyorlar.

Belki bu yürüyüşler gece yarısı, maç sonrasında yapılsaydı daha anlamlı olurdu.

Her taraftar eline bir gaz lambası alıp şehrin sokaklarına çıksaydı...

"Neredesin ahlak?"

"Neredesin adalet?"

"Sen de mi kişilerin siyasi hesaplarına mahkûm oldun?"

sloganları gecenin karanlığını yırtsaydı...

Kim haksızlık yaparsa yanına kalıyor.

Kim el çabukluğuyla kupayı kapıp müzesine götürürse kupanın sahibi o oluyor.

Hiç kimse çıkıp da o kupayı gerçek sahibine teslim etmiyor.

Sayısı çok olanlar gücün kendilerinde olduğuna inanıyor. Haksızlığı ve hukuksuzluğu adalet diye yutturmaya çalışıyorlar.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen stadyumları hâlâ dolduruyoruz.

Hâlâ coşkuluyuz.

Hâlâ futbolun güzelliklerini yaşatmaya çalışıyoruz.

Hâlâ rakip takımın alkışlanması gereken oyuncusunu alkışlamayı biliyoruz.

Hâlâ sevgi ve vefayı tribünlere taşıyoruz.

Hâlâ ayrımcılık yapmak isteyenlere inat birlik içinde duruyoruz.

Ve hâlâ bütün ahlaksızlık tahriklerine rağmen sabırlı ve metanetliyiz.

Türk futboluna ahlaksızlığı ve siyaseti bulaştıranlar salonlarda konuşurken taraftarın seviyesizliğinden söz ederler. Seyircinin kültürel düzeyinin yetersiz olduğunu anlatırlar.

Oysa taraftarın kültürü milletin sağduyusuna benzer.

Onu hiç dikkate almadığınız bir anda size en büyük ahlak dersini yine taraftar verir.

Çünkü taraftar doğaldır.

Numaracı değildir.

İnandığını ve hissettiğini anında sahaya yansıtır.

Bazen şekli ağır da olsa millet onu bağrına basar, hata olarak görür, affeder ve unutur.

Ancak Türkiye'deki futbol taraftarı simsarları çok iyi tanır.

Ve asla unutmaz.

Trabzonspor taraftarı bu simsarlardan çok çekmiştir.

Ahlaksızlığı onlar sayesinde tanımıştır.

Biz de onları iyi tanırız.

Mesela onları maç izlerken düşünceli, heyecansız ve aşırı sakin hâllerinden tanırız.

Çünkü biz Trabzonspor taraftarıyız.

Maç izlerken heyecanlanmayı, hop oturup hop kalkmayı iyi biliriz.

Biz futbolun keyfine odaklanırız.

Ahlaksızlığa, siyasete ve paraya değil.

Kalın sağlıcakla...

Tekin KÜÇÜKALİ

Bu yazı daha önce Taka Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?