Ahlaksız Kim - 9
Sevgili okurlarım;
“Ahlaksız Kim?” başlıklı yazı dizimin dokuzuncusunu yazarken, çok sevdiğim ve çalışmalarından son derece memnun olduğum Sayın Genel Başkan Mustafa Demir ve yönetici arkadaşlarını yürekten kutluyorum.
Bu yazı dizisi, her Perşembe günü Taka Gazetesi’nde yayımlanmaktadır.
Trabzonspor’un yıllar önce Sivasspor ile oynadığı ve son saniyelerinde tatil edilen maçı hatırlıyor musunuz? Karşılaşmanın bitimine çok az bir süre kala sahaya yapılan müdahale nedeniyle maç yarıda kalmıştı.
O gün yaşananların perde arkasını taraftarımız bilseydi, oyunun devam etmesi için kim bilir neler yapardı. Trabzonspor üzerinden mevki ve makam elde etmek isteyenlerin taraftarı nasıl yönlendirdiğini, nasıl organize ettiğini o gün görebilseydi, yaşananlara çok farklı tepki verirdi.
Bir yönetimi devirmek uğruna Trabzonspor’u, futbolcuların emeğini ve stadyuma gelen taraftarın alın teriyle kazandığı parayı hiçe sayanlar vardı. Makam uğruna emeği yok sayanlar... Bugün hâlâ ortalıkta saygın insanlar gibi dolaşmalarına üzülüyorum.
Ancak konumuza dönelim.
Taraftarımızın nasıl baskılar ve oyunlar altında kaldığını göstermek için bu örneği hatırlatıyorum. Taraftarın sahaya yansıttığı olaylar bir sonuçtur. Eğer sahada küfür, şiddet ya da ahlaksızlık varsa, bunun mutlaka arka planında sebepleri vardır. Türk futbolu bu sebepleri ve sorumluları bulup temizlemedikçe, sahalarda yaşanan ahlaksızlıkların önüne geçmek mümkün değildir.
Trabzonspor taraftarı sonradan ortaya çıkmış bir taraftar kitlesi değildir. Futbolun bu topraklara geldiği ilk yıllardan beri vardır. Eski toprak sahalarda çekilmiş fotoğrafları hatırlayın. O fotoğraflardan birinde bir hanımefendi maç izlerken ayakkabılarını boyatıyordu. Boyacı da maçı seyrediyordu. İnsanlar saha çizgilerinin hemen kenarında oturarak veya ayakta durarak futbolun keyfini çıkarıyordu.
Bu hatıraları neden anlatıyorum?
Çünkü o yıllarda yaklaşık 22 bin nüfuslu Trabzon’da 7 bin 500 kişi maç izliyordu. Bu durum bize şunu gösteriyor: Trabzonspor taraftarı, Türk futbolunun temel direklerinden biridir.
Bizim taraftarımız bir haksızlığa uğradığında, bu mesele yalnızca Trabzon’un değil, bütün Türkiye’nin meselesi hâline gelir. Nitekim şike sürecinin yıllardır ülke futbolunun gündeminden düşmemesi de bunun en önemli örneklerinden biridir.
Trabzonspor taraftarının futbol sevgisini ve futbol bilgisini anlatan çok güzel bir hatıra vardır.
Sporla doğrudan ilgisi olmayan bir köşe yazarı, yıllar önce yaşadığı şu olayı anlatmıştı:
1992 yılında Londra’da bir otelin lobisinde, dönemin ünlü teknik direktörlerinden Ron Atkinson ile sohbet ederken konu Türkiye’ye ve Trabzonspor’a gelir.
Atkinson, Trabzon ve Trabzonspor hakkında bilgi almak ister. Sohbet sırasında şu soruyu sorar:
“Trabzon’da kaç hakem var?”
Soru Trabzonspor yöneticilerine iletilir. Gelen cevap oldukça ilginçtir:
“Yaklaşık yirmi bin.”
Atkinson önce şaşırır. Koca İngiltere’de bu kadar hakem olmadığını söyler ve rakamın yanlış anlaşılmış olabileceğini düşünür.
Ancak verilen açıklama daha da ilginçtir:
“Avni Aker Stadı’na gelen her taraftar maçı bir hakem gibi takip eder. Pozisyonları yorumlar. Hataları anında görür. Bu nedenle Trabzon’da her taraftar bir hakem gibidir.”
Bu cevap, uzun süre İngiltere’de spor çevrelerinde konuşulmuştu.
Ben bütün bu gerçeklerin ardından şu soruyu sormak istiyorum:
Türk futbol seyircisi bu hâle nasıl getirildi?
Taraftar denilen bu masum kitleyi kimler yönlendirdi?
Kimler kendi hesapları uğruna taraftarı kullandı?
Amaçları neydi?
Ve en önemlisi, bunlardan nasıl kurtulacağız?
İnanıyorum ki bu soruların cevabını bulduğumuz gün, stadyumlarda yaşanan ahlaksızlıkların gerçek sorumlularını da bulmuş olacağız.
Kalın sağlıcakla...
Tekin KÜÇÜKALİ
Bu yazı daha önce Taka Gazetesi’nde yayımlanmıştır.
Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?