Ahlaksız Kim - 2
Futbolun perakende olarak tüketildiği yer tribündür. Sahada ve saha dışında futbol adına yaşanan her şey döner dolaşır tribünde karşılık bulur. Çünkü futbolun nihai tüketicisi seyircidir. Bir yönüyle sahada yaşananlara ayna tutar. Futbolcular, hakemler, futbol medyası, yöneticiler ve federasyon yetkilileri o hafta ne ekerlerse, bakarsınız hafta sonu onu biçerler.
Bu hafta futbolcuları ele alacağız. Bu noktada, futbolcuların sahada yaptıkları yanlışların, aldatmaların ve ahlaksızlıkların seyirciye mal edilmesinin haksızlık olduğunu tekrarlamakta yarar vardır.
En başta futbolcularımız ahlaklı sevinmeyi bilmiyorlar. Bakıyorsunuz bazıları yumruğunu sıkarak ve kolunu yukarı kaldırarak bazı ahlaksızlıkları tarif etmeye çalışıyor. Bir başkası, insan için dünyanın en tehlikeli köpeği gibi pozisyon alarak yürüyor. Vücut dillerini analiz ettiğimizde karşımıza küfür ve şiddet çıkıyor. Hatta vücut dili ve davranışlarıyla bir başka futbolcu arkadaşına doğrudan tacizde bulunan futbolculara bile rastlıyoruz. Bunların bir kısmının yabancı futbolcu olması da Türk futbolunun yabancılar karşısındaki çaresizliğini ortaya koymaktadır.
Futbol seyretmek üzere stadyumu doldurmuş, bayanlı ve çocuklu seyircilerimiz maç bitene kadar türlü küfür, hakaret ve itişmelere şahit oluyor. Melek olsa bu tahriklere dayanamaz. Nitekim bir noktadan sonra ya ahlaksızlığı yapan futbolcunun yanında yer alarak küfre ve şiddete başvuruyor ya da tam karşısında yer alarak yine küfre başvuruyor. Sahada böylesine ağır tahriklere kim dayanabilir?
Futbolcuların sahadaki aldatma girişimleri ise artık ahlaksızlık değil, zekâ ve yetenek sayılıyor. Küçük bir dokunuşun karşılığında kendini aniden yere atıp acıdan kıvranıyor numarası yapanı mı ararsın; ceza sahasına girer girmez topu unutup çimenleri gözetlemeye başlayanını mı ararsın; vücut dili saygılar sunarken ağzı küfredenini mi ararsın…
Futbol oynamaya niyeti olmayan her futbolcu dikkati hemen hakeme ve seyirciye yönlendirmeye çalışıyor. Seyirciyi koro halinde hakeme küfrettirdi mi, o futbolcudan bahtiyarı yok. Muzaffer bir komutan gibi sahada gezmeye başlıyor. Takım kaptanları ahlaksızlık yapma yetkileriyle donatılmış komutanlar gibi dolaşıyorlar sahada. Bazı futbolcular ise imtiyazlı. Onlara küfretmek, şiddete başvurmak bir tarafa, ırkçılık yapmak bile serbest.
Çoğu zaman seyirciler maçtan çıktıktan sonra yanında getirdiği çocuğunun ya da bayanın yüzüne bir müddet bakamayacak hâle geliyor.
Futbol seyircisi böylesine ahlaksızca hareket eden futbolcuları seyretmek için mi bu kadar meşakkate katlanıyor? Futbolculardan dürüst ve ahlaklı davranış görme hakları yok mu? Futbolcular dürüst, centilmen ve ahlaklı davrandıklarında ne zaman alkış almadılar? En kritik dakikalarda bile sakatlık nedeniyle durmuş oyunu centilmence başlatan oyuncuyu Türk seyircisi her zaman alkışlamıştır.
Hani Nasreddin Hoca demiş ya; “Hırsızın hiç mi kabahati yok?” diye. Ben de diyorum ki; futbolcu arkadaşlar, lütfen sahada taraftarınızı tahrik etme teşebbüslerinde bulunmayın. Bu millet sahada yaşanan her şeyi ağır çekim gibi detaylı bir şekilde görüyor ve aslında yaşanan çirkinliğin kimden kaynaklandığını bir kenara yazıyor.
Bazı futbolcuların yıllar geçmesine rağmen “çirkef” olarak, bazı futbolcuların ise “beyefendi” olarak anıldığını aklınızdan çıkarmayın.
Gelecek hafta seyircinin bir başka tahrikçisi olan hakemleri ele alacağım.
Kalın sağlıcakla…
Tekin KÜÇÜKALİ
Bu yazı daha önce Taka Gazetesi’nde yayımlanmıştır.
Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?