Emeğe Saygı
Trabzonspor’un sezon başından bu yana oynadığı, daha doğrusu bir türlü oynayamadığı futbolu sık sık eleştirdik. Ancak hem Lazio maçında hem de Fenerbahçe karşısında ortaya konulan mücadeleyi, son yılların moda tabiriyle ifade edecek olursak; “iyi ama yetmez” şeklinde değerlendirmek gerekir.
Her iki maçta da öncelikli hedef puan almaktı ve bu hedef başarıldı. Trabzonspor, Fenerbahçe’yi iyi analiz etmiş, rakibin gol yollarını büyük ölçüde kapatmıştı. Takımımızın önemli bir özelliği var; hata yapmadığında kolay gol yemiyor. Savunma hattımız da bu maçta hata yapmamaya özel bir gayret gösterdi. Hatta uzun zamandır ilk kez bu kadar dikkatli ve disiplinli bir savunma performansı izledik. Emek veren tüm futbolcularımızı saygıyla selamlıyorum.
Ne yazık ki beklentimiz olan, sonucu belirleyecek gol görüntüsünü ve o müjdeli sesi yine duyamadık.
Fenerbahçe maçında futbolcularımız iyi mücadele etti. Emek verdiler, ter akıttılar. Küfürlü tezahüratlar altında maçı tamamladılar. Kaleci Onur, son dakikalara kadar her iki takımın harcadığı emeğin heba olmaması için büyük bir olgunluk gösterdi. Başına taş, çakı ve pet şişe yağmasına rağmen kendisini yere atmadı, ortamı germedi ve topu hızlı şekilde oyuna sokmaya devam etti.
Birileri gibi sahaya atılan cisimleri eline alıp hakemin yanına koşmadı.
Maç bitiminde ise sahada hiçbir emeği olmayan Selçuk Şahin’in futbolcularımızı tahrik etmeye çalıştığını gördük. Yedek kulübesinde oturan bir futbolcu, maç bittikten sonra neden emek vermiş, ter akıtmış insanların üzerine yürür? Neden bu kadar hırçın davranır?
Suyu bulandıran bu tavrın cezasız kalmaması gerekir.
Kaleci Volkan’ın ise bir güvenlik görevlisi gibi davranıp Onur’un boğazına sarılması, milli sporcu kimliğine yakışmış mıdır?
Sahada iyi niyet ve yoğun emek varken, bu emeğe saygısızlık edenlere taviz vermemek gerekir.
Türk futbolu maalesef maç sonunda birbirine sarılan futbolcuları bile yadırgar hâle gelmiştir. Bu seviyesizliğin temel sebebi, sahadaki emeğe duyulan saygının giderek azalmasıdır.
Trabzonspor Başkanı maçın ardından Fenerbahçe taraftarıyla karşı karşıya geliyor ya da getiriliyor.
Keşke uzatılan her mikrofona, atılan her oltaya bu kadar kolay takılmasak.
Kapı doğru ya da yanlış tarafta olabilir; fark etmez. Trabzonspor’a yakışan vakar içerisinde, hiçbir açıklama yapmadan oradan ayrılmak belki daha doğru olurdu.
Ayaküstü yapılan açıklamalar ve ortamın sıcaklığı, çevredeki taraftarların da gerilmesine neden oldu. Sonrasında da küfür ve şiddet görüntüleri ortaya çıktı.
Başkanı anlamaya çalışıyorum.
Spor dünyasında kin ve garaz olmaması gerektiğine inanıyor. Kurulmuş olan ahlaksız ve adaletsiz düzenin yanlışlarını toplumun önüne sermek istiyor. Futbol kamuoyu bazı gerçekleri görsün, tartışsın ve çözüm için baskı oluştursun arzusunda.
Ancak bunun zamanı ve yöntemi çok iyi belirlenmelidir.
Çünkü istenmeyen senaryolar bazen bir anda ortaya çıkabilir ve herkesi telafisi güç sonuçlarla karşı karşıya bırakabilir.
Allah korusun.
Ben burada başka bir noktaya dikkat çekmek istiyorum.
Bu ahlaksız ve adaletsiz futbol düzeninin arkasında öncelikle kulüp yöneticileri ve onların yönetim anlayışları vardır. Profesyonellikten uzaklaşma, tek adam olma hevesi ve kişisel tatmin arayışları vardır.
Bu düzenin arkasında futbolu ve taraftarı sömüren medya anlayışı vardır.
Bu düzenin arkasında hiçbir özelliği olmadığı hâlde futbolcuların emeği üzerinden kazanç sağlayan menajerler vardır.
Bu düzenin arkasında kulüpler üzerinden dönen rant ve çıkar ilişkileri vardır.
Hülasa; suyun zaman zaman berrak görünmesi kimseyi aldatmasın.
O berraklık çoğu zaman durgunluktandır.
Suyun altı balçıkla kaplıdır.
En ufak bir hareket suyu yeniden çamura çevirmeye yetmektedir.
Bu problemleri suyu daha fazla bulandırarak çözemeyiz.
Türk futbol gölünün tamamının ıslah edilmesi şarttır.
Trabzonspor yönetimi uzun zamandır Ünal Karaman’ın sabrını, beyefendiliğini ve Trabzonspor sevgisini test ediyordu.
Ancak Kara Boğa, eğriye eğri, doğruya doğru demekten vazgeçmedi.
Para kazanma derdi de olmadığından, her gün farklı dedikodularla üzerine gelen baskılara daha fazla direnmedi ve çekip gitmesini bildi.
Üstelik bunu Trabzonspor camiasıyla en küçük bir kırgınlık yaşamadan yaptı.
Arkasında sevgi bırakarak ayrıldı.
Ben inanıyorum ki bugün arkasında bıraktığı bu sevgi ve saygı ortamı, zamanı geldiğinde onu yeniden göreve çağıracaktır.
Kimseyi töhmet altında bırakmak istemem.
Ancak katkı sağlamak adına şu tavsiyemi de esirgemeyeceğim:
Tünele kimlerle girildiyse, tünelden de onlarla çıkmak gerekir.
Trabzonspor’dan bir yıldız daha kaydı.
Sayın Ünal Karaman, sevgiyle kal.
Ne diyeyim...
Baht utansın.
Pazar günü mazlumun yanında olmak, haksızlığa karşı durmak ve elimizden zorla alınan kupamızın hesabını sormak için bir yürüyüş gerçekleştirilecek.
Yediden yetmişe herkesi, diklenmeden dik duran bu onurlu mücadelenin öncülüğünü yapan TS Gurbetçi taraftar kardeşlerimizin yanında olmaya davet ediyorum.
TFF önünde saat 15.00’te yapılacak yürüyüşe destek veren tüm taraftarlarımızın yürekli duruşunu kutluyorum.
Kalın sağlıcakla...
Tekin Küçükali
Bu yazı daha önce Taka Gazetesi’nde yayımlanmıştır.
Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?