Plakayı Yazdırdık


24.Haziran.2026  |   19 Görüntülenme    |      |  


Trabzonspor’u bu hafta biraz daha toparlanmış gördüm. Bir nebze daha istekli ve arzulu bir görüntü verdi. Ancak hâlâ yapısal problemleri devam ediyor. Hâlâ sürprizlere ve bizi üzmeye açık bir yapısı var.

Beni sevindiren ve umutlandıran olay şu oldu: Maç sonrası oyuncuların haddinden fazla sevindiğini gördüm. Bu görüntü, en azından heyecanlarının ve ideallerinin var olduğunu gösteriyor.

Ancak takımın sadece tek bir galibiyet golüne odaklanması ve ardını getirememesi, tedirginliğimizi canlı tutuyor. Yine de nazar değmesin diyorum. Uzun bir aradan sonra, tam 61. dakikada güzel bir organizasyon golü attık ve 61. dakika kutlamasını skorborda taşıdık.

Asıl Sorumlu Hakemdir

Pazar günü oynanan Beşiktaş-Galatasaray maçı, Türk futbol tarihine yeni bir kara leke olarak düştü. Yaşananlar nedeniyle herkes birbirini suçluyor. Ancak nihayetinde suç dönüp dolaşıp taraftarın üzerinde kalıyor.

Aslında karşılaştığımız bu olaylar birer sonuçtur. Geçmişteki yazılarımıza ve orada yaptığımız uyarılara bakmanızı tavsiye ederim. Türk futbolunun siyasetle bu denli iç içe girmesi, paranın futbolu bu denli kuşatması, futbolu yönetenlerin insan ve toplum yöneticisi değil; ağırlıklı olarak sadece kendisini düşünen müteahhitlerden oluşması gibi temel konuları daha önce de sizlerle paylaşmıştım.

Ben tespiti şu şekilde yapıyorum:

Futbolun tüm tarafları sinsice davranıyor, futboldan alacağı payı alıyor ve ortaya çıkan çirkinlikleri ise safiyane futbol heyecanı taşıyan taraftarlara yıkıyor. Bir de bunu yaparken; şu grubun adamları, bu grubun adamları gibi ayrımlarla taraftarın kafasını iyice karıştırıyor.

Bu iş bu kadar basit değil.

Pazar akşamı yaşananların ateşleyicisi, bardağa son damlayı akıtan, seyirciyi zıvanadan çıkaran kişi maçın hakemidir.

Eğer futbol doksan dakikadır diyorsak, tüm maçı baştan sona dikkatlice izlemeliyiz. Taraftarın bu noktaya nasıl geldiğine bakmalıyız. Hatalı kararlar, çelişkili kararlar ve son dakikalarda denge gözeten kararlar futbolu bilen insanları çileden çıkarmıştır.

Bu hakemin bizim maçlarımız dâhil olmak üzere yönettiği kritik maçları şöyle bir hatırlayın. Hepsinde bir tiyatro var. Adam adeta tiyatrocu gibi.

Bu yazıyı yazmadan hemen önce, bu hakemin koşu performansı açısından yetersiz bulunduğu için uluslararası maç alamadığı yönünde bir habere rastladım. Demek ki saha, sahneden daha büyükmüş.

Hiç kimse taraftarı şucu bucu diye bölmeye çalışmasın. Taraftarın sahaya girmesi yaşanan doksan dakikanın kaçınılmaz bir sonucudur.

Sorumlusu da hakemdir.

Yusuf Erdoğan Vakası

Yusuf sahada sadece kendisi için oynamıyor. Yusuf oynadıkça seyircimiz, altyapımızdan gelip kulübede oturan diğer gençlerimizi de arzulamaya başlıyor. Böylece önemli bir misyon üstleniyor.

Hem kulübede oturan gençlere hem de onları kulübede oturtanlara anlamlı bir baskı yapmış oluyor.

Gelin görün ki bu gencimiz yıllar önce, "cılız" diye geri gönderilmiş.

Altyapı sistemimiz o dönemde o kadar mükemmel çalışıyormuş ki, sorumluların keşfedemediğini aşçımız keşfetmiş.

O kadar profesyonel çalışıyoruz ki, Araklıspor yöneticileri hâlâ "Trabzonspor paramızı vermiyor" diyor. Üstelik konuşulan rakamlar da komik miktarlar.

Hem yeteneklerimize sahip çıkmalıyız hem de onlara sahip çıkanlara.

Bu tür küçük hesaplar ve amatörlükler yaparsak, elin Galatasaraylısı gelir elimizdeki yetenekleri kapıverir.

Kalın sağlıcakla...

Tekin Küçükali

Bu yazı daha önce Taka Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?