Değerlerimizi Kolay Harcamayalım


24.Haziran.2026  |   22 Görüntülenme    |      |  


Geçen haftaki yazımızda Trabzonspor takımını Austin arabasına benzetmiş ve “Bu takım bir maçı alsa öbürünü alamayacak bir görüntü veriyor.” demiştik. Bir hafta geçmeden takım bizi onayladı.

Bu hafta kol atan olmadı, marş basmadı. Araba hararet yaptı. İnatla yerinden kıpırdamadı.

İşin kötüsü, Austin arabası modüllamakla da hareket eden bir araç değil. Hâlâ yürüyerek futbol oynandığını zannedenler var. Isırmadan, çalışmadan, koşmadan, hırçınca saldırmadan maç alınmıyor beyler!

Eee, Austin arabası olunca koşamıyorsun tabii...

Bu gidişle ciddi bir takviye olmazsa ancak ilk 16’yı zorlarız. Ya Rabbim, ne olur beni yanılt!

Samimiyetimle söylüyorum ki dua ediyorum. Dost acı söyler misali, işi baştan uyararak ikaz ediyorum.

Mekanizmada Arıza Var

Gelelim bu yenilgilerin arkasındaki asıl meselelerden sadece birine.

Kurulan sistemde, mekanizmada arıza var.

Takımın en önemli motor dişlilerinden biri olan Ünal Karaman nerede?

Kadir Bıyıklı kardeşimiz bu soruyu sormuş. Ben de cevap veriyorum:

Kulüpte.

Karşılamalarda, ağırlamalarda ve resmî programlarda var. Ancak görev ve yetkileri konusunda ciddi soru işaretleri bulunuyor.

Kulübün internet sitesinde görevine bakıyorum; en başa konulmuş ve altına “Genel Direktör” yazılmış. Göreve getirilirken ise “Sportif Direktör” olarak lanse edilmişti.

Yani yönetimle teknik heyet arasında köprü kuran, teknik heyetin taleplerini değerlendiren, uygun gördüklerini yönetime ileten, gerektiğinde yönetimi ikna eden, transferlerde söz sahibi olan bir makam...

Bunlar sportif direktörlüğün Avrupa’daki genel uygulamalarıdır.

Trabzonspor’a bakıyoruz; transferleri yönetim belirliyor. Hatta bazı transferlerde Ünal Karaman’ın fikrinin alınmadığı yönünde iddialar medyaya yansıyor. Yetkilerinin sınırlı olduğu konuşuluyor.

Süslü cümlelerle göreve getirdiler. Futbolun “F”si bile senden sorulur dediler. Sonra da yetkilerini budadılar.

1461 takımında bile söz hakkı verilmediği söyleniyor.

O zaman neden göreve getirmiş gibi yapıp bu kardeşimizi yıpratıyorsunuz?

Ünal bunu hak ediyor mu?

“Gel” denildiğinde hiçbir hesap ve pazarlığa girmeden gelen, “Git” denildiğinde de aynı vakarla ayrılabilecek bir değerimizi neden böyle harcıyoruz?

İlkeler Rafa mı Kalktı?

Oysa yönetim göreve gelir gelmez transferlere karışmayacağını, transfer tercihlerinin teknik yönetim ve teknik direktörün yetkisinde olacağını açıklamıştı.

Sayın Başkan, “Beni ve yönetimi artık transferlerde görmeyeceksiniz.” demişti.

Sportif direktörlük sistemi de bunu gerektiriyor.

Ancak gelin görün ki son dönemde yapılan sözde yıldız transferlerde, takımı sol beksiz bırakma kararında ve bir türlü sonuçlanmayan golcü arayışlarında yönetimin etkisinin yoğun şekilde hissedildiği konuşuluyor.

Hoş, bu transferleri gerçekte kimin yaptığı konusunda da kimsenin net bir bilgisi yok.

Herkes birbirine soruyor.

Demek ki profesyonel bir yönetim sistemi kurmak maharet değilmiş.

Maharet; o sistemi sabırla, disiplinle ve kişisel egoları geri çekerek işletebilmekmiş.

Ünal Karaman Bir Değerdir

Benim derdim hiç kimseyi eleştirmek ya da birilerine methiyeler dizmek değil.

Benim derdim Trabzonspor ve onun değerleridir.

Ünal Karaman, Trabzonspor’un en önemli değerlerinden biridir.

Hatta Türk futbolunun da en kıymetli futbol insanlarından biridir.

Bir başka yazımda Milli Takım’daki başarılarını da ayrıca ele alacağım.

Bu değeri böylesine kolay yıpratma lüksümüz olmamalıdır.

Ünal Karaman; kıskançlığı, hasetliği, fitneciliği ya da entrikacılığı ile tanınan bir kişilik değildir.

Tam tersine; sakinliği, profesyonelliği, uyumu ve beyefendiliği ile bilinir.

Futbolumuzun beyefendisidir.

Örneğin Volkan olayında Ünal Karaman’ın daha fazla inisiyatif kullanabilmesi hâlinde sürecin daha sağlıklı yönetilebileceğine inanıyorum.

Taraftarın Gözleri Onu Arıyor

Gözlerin Ünal’ı aradığı bu süreçte, Ünal Karaman yine kendisine yakışanı yapıyor.

Verdiği röportajlarda yaşananları yönetime yönelik bir kasıt olarak değerlendirmiyor.

Her şeyi iyi niyet çerçevesinde yorumluyor.

Bu duruşu, sabrı ve profesyonelliği nedeniyle kendisini tebrik ediyorum.

Austin arabasının sol arka koltuğunda oturanlara da taraftar adına görevim olan şu tavsiyeyi yapmak isterim:

Bu gidişle marş basmayınca, sahaya inip kol atmak zorunda kalabilirsiniz.

Benden söylemesi.

Kalın sağlıcakla...

Tekin Küçükali

Bu yazı daha önce Taka Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?