Spor Eğitimi ve Belediyeler
Ülkede en fazla sevilen ve ilgi gösterilen spor dalı futboldur. Futbol, insanımızın stres atma ve moral bulma kaynağıdır. Maçın olmadığı hafta sonları hepimiz için biraz daha heyecansız ve keyifsiz geçer. Bu gerçekten hareket ettiğimizde futbolun önemli bir toplumsal fonksiyona sahip olduğunu görürüz.
Başta siyasetçiler olmak üzere toplumun beğenisini kazanmak zorunda olan herkes futbolu bir araç olarak kullanır. Futbol, bir bakarsınız siyasetçinin boynuna kaşkol olarak asılmıştır; bir bakarsınız bir ürünün reklamında kullanılmıştır. Zaman zaman zavallı futbol, istismarcıların elinde oyuncak olmuş ve şirazesinden çıkmış bir duruma düşmektedir.
Hadi tüm iyi niyetimizi takınalım ve bunları hoş görelim. Millete ulaşmak için milletin sevdiğini sevmek hem siyasetçinin hem de pazarlamacının en temel stratejisidir diyelim. Ancak koca bir şehrin belediyesinin Süper Lig'de oynayan bir takıma sahip olması anlaşılır gibi değildir. Kimden topladığın parayı nereye ve kime harcıyorsun? Engelli bir vatandaşımız sokaklarda rahat dolaşamazken, çocuklarımız spor yapacak sağlıklı alanlar bulamazken sen Süper Lig'de milyon dolarlık bir takımın peşine nasıl düşersin?
Belediyeleri incelediğimizde, güçlü futbol kulüpleri kurmalarının iki temel sebebi olduğu görülmektedir.
Birincisi; seçimlerde halkın futbola olan sevgisini kullanmak ve futboldaki başarıyı siyasi ranta dönüştürmektir. Hepinizin tahmin edeceği güzide bir kulübümüz bu yanlış anlayışın kurbanı olmuştur. Bugün 1. Lig'den bile düşme aşamasına gelmiştir. Belediyenin bu amaçla ele geçirmek istediği bir takımın nasıl acımasızca küme düşürüldüğüne şahit olmaktayız. Bakınız; belediye başkanı ile idareciler anlaşamadı diye oldukça parlak geçmişi olan bir spor kulübümüz tam bir batağın içine sürüklendi. Birçok futbolcu, iş adamı, malzemeci ve çalışan mağdur oldu. Oysa bu takım ülkemizin başkentinin ismini taşıyordu.
İkincisi ise belediyelerin bu kulüpler üzerinden mali operasyonlarını daha kolay yapabilme hedefidir. Milyon dolarlar vererek yurt dışından futbolcu ithal etmektedirler. Çünkü futbol kulüplerimiz yeterince denetlenmemektedir. Belediyeler kulüpleri denetim dışı para operasyonları için kullanabilmektedir. Belediyelerimizin altın değerindeki kısıtlı kaynakları milletin gözünü boyamak uğruna heba edilmektedir. Futbol kulüplerindeki denetim eksikliğini kullanarak belediye kaynaklarının kamu hizmeti dışına aktarılmasına kapı aralanmaktadır.
Örneğin, İstanbul Büyükşehir Belediyespor, İstanbul halkının belediyeden beklediği hangi hizmeti karşılamaktadır? Böylesine üst düzey bir takım oluşturarak ve bu takıma milyonlar harcayarak nasıl bir kamu hizmeti üretmektedir? Bu takım yıl sonunda ne kadar kâr etmiş ve bu kârın ne kadarını belediye hizmetlerine aktarmıştır? Yoksa halka verilmesi gereken hizmetler yerine takımın başarısı için ithal edilen futbolculara mı harcanmıştır?
Buradan net olarak ifade etmek istiyorum: Kâr üretmeyen, ürettiği kârı belediye hizmetlerine aktarmayan, kazansa bile bunu yine kendi bünyesinde harcayan bir belediye takımına gerek yoktur. Bu takımların yerli yeteneklerle belli bir başarı yakaladıktan sonra profesyonel futbol kulüplerine dönüştürülmesi ve elde edilen kaynakların şehirlerin ihtiyaç duyduğu yatırımlara aktarılması gerekir.
Kaldı ki belediyelerin sporla ilgili çok daha önemli görevleri vardır ve gözlemlediğim kadarıyla bu görevler yeterince yerine getirilememektedir. Belediyelerin temel görevi; sporun her dalında çocuklara ve gençlere tesisler kazandırmak, yetenekleri bu tesislerde keşfetmek, turnuvalar düzenlemek, Gençlik ve Spor İl Müdürlükleri ile okullarla iş birliği yapmak ve sporun her branşında başarılı sporcular yetiştirmektir. Bulunduğu şehirde spor eğitimi almamış hiçbir çocuk bırakmamaktır.
Belediyenin görevi spor eğitimini kolaylaştırmak ve tabana yaymaktır. Bu ülke sadece parası olan ailelerin çocuklarıyla yetinmek zorunda değildir. Parası olmadığı için atletizm yeteneğini geliştiremeyen, okuldan sonra çalışmak zorunda kalan bir çocuğun sorumluluğu kime aittir? Bırakın herkes kendi işini yapsın. Belediyelerin temel görevi çocuklarımızın spor eğitimini üstlenmek ve onları sahipsiz bırakmamaktır.
Unutmayalım ki fakir bir çocuk da son derece yetenekli olabilir. Önemli olan o yeteneği fark etmek ve ona güreşeceği bir minder, koşacağı bir pist, çalışacağı bir salon sunabilmektir. Gelin görün ki belediyelerimiz spor tesisleri yapıyor, ardından bu tesisleri ticari kazanç amacıyla kiraya veriyor. Tesisi kiralayan kişi de doğal olarak imkânı olmayan çocuklarla ilgilenmiyor. Sonuçta o tesisler, parası olan insanların akşamları halı saha maçı yaptığı mekânlara dönüşüyor.
Parası olana hizmet vermek kolaydır; her yerde yapılır. Maharet, yoksul çocuklarımıza ve gençlerimize spor yapma imkânı ve nitelikli antrenör desteği sunabilmektir.
Geçenlerde İstanbul'da bir belediyenin, bir takımda oynama hayaliyle Afrika'dan gelen gençlere kucak açtığını duydum. Onlara saha tahsis etmiş, sürekli antrenman yapmalarını sağlıyormuş. Muhtemelen yemek ve barınma ihtiyaçlarını da karşılıyordur.
Ne güzel bir misafirperverlik... Tebrik ediyorum.
Ancak aynı belediyeye halkı adına şu soruları sormayı da bir görev biliyorum:
Belediye olarak kendi beldende yaşayan kaç güreşçi çocuğa aynı imkânları sağladın?
Kaç kapalı spor salonunu gençlerine ücretsiz tahsis ettin?
Çocukların ve gençlerin spor eğitimi alabilmesi için kaç dönem ücretsiz eğitim programı düzenledin?
Kaç antrenörü bu çocuklara ücretsiz eğitim vermesi için görevlendirdin?
Hülasa sevgili sporseverler;
Belediyelerimiz hep vitrine oynuyor. Başarıyı Süper Lig'e çıkmak ve orada kalmak olarak bize sunuyorlar. Hâlbuki yetenekli ancak imkânı olmayan sayısız çocuğumuz sessizce kaybolup gidiyor.
Belediyelerimizi bu gösteriş anlayışından uzaklaştıracak yasal ve idari düzenlemelere ihtiyacımız var.
Bu konudaki iyi ve kötü örnekleri yorum bölümünde paylaşabilirsiniz.
Sağlıcakla kalın…
Tekin Küçükali
Bu yazı daha önce Taka Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?