Gurbetci Gençler Ne Diyor!
Hemen her yazımda bir vesile bularak futbolda lobiciliğin önemine vurgu yapıyorum. Lobiciliğin; soğukkanlılık, insan unsurunu etkin kullanma ve sabır gerektiren uzun soluklu bir süreç olduğunu, ani ve duygusal tepkilerle kalıcı sonuçlar alınamayacağını defalarca ifade ettim. Ancak ne yazık ki bazen bir araya gelip tek yumruk olabilmemiz için illa bir musibet yaşamamız gerekiyor. Atalarımızın dediği gibi: "Bir musibet, bin nasihatten evladır."
Bazıları lobiciliği hiçbir şey yapmadan beklemek sanıyor. Hâlbuki taraftarımız bizi çoğu zaman yöneticilerden daha iyi anlıyor. Beklerken de soğukkanlı davranmak ve temel stratejik adımları atmak gerekir.
Örneğin, anne tarafından Trabzon kökenli olan Fenerbahçeli bir futbolcu, Trabzonspor-Fenerbahçe maçından hemen önce Trabzon'un Maçka ilçesinde okul yaptıracağını açıklayarak ortamı yumuşattı ve beklenti oluşturdu. Ancak maçtan sonra konu sessizce rafa kaldırıldı; okul yapılmayacağı açıklandı.
Elin oğlu lobiciliği tam yerinde ve zamanında kullandı.
Fransızların güzel bir sözü vardır:
"Beni bir defa aldatan akıllıdır. Aynı kişi beni ikinci kez aldatıyorsa, sorun bendedir."
Sözüm meclisten dışarı...
Neyse ki yaşadığımız şike süreci ve uğradığımız haksızlıklar sayesinde önemli lobi faaliyetlerine de şahit olmaya başladık.
Son birkaç gün içerisinde iki önemli gelişme yaşandı.
Birincisi; eski Trabzonspor yöneticilerinin Trabzon'da bir araya gelerek önemli mesajlar vermeleri oldu. Kendilerini tebrik ediyorum.
İkincisi ise çok daha önemli bir girişimdir.
Trabzonspor'umuzun güzide taraftar gruplarından Gurbetçi Gençler Bağımsız Taraftar Grubu önemli bir süreç başlattı. Kendilerini yakından takip ediyorum.
25 Mart 2013 Pazartesi günü yaptıkları basın açıklamasını duygusal ve geçici bir çıkış olarak görmüyorum. Tam tersine; sabırla ve metanetle yönetimin gerekli adımları atmasını beklediler, uzun süre destek olmaya çalıştılar. Bekledikleri yaklaşımı göremeyince de tavırlarını netleştirerek projelerini kamuoyuyla paylaştılar.
Ben bu duruşta haklı bir isyan görüyorum.
Futbol üzerinden rant elde etmeye çalışan bütün taraflara karşı, futbolun gerçek sahibi olan taraftarın onurlu ve dik duruşunu görüyorum.
Ancak yıllar geçiyor; herkes kendi hesabının peşine düşmüş durumda. Trabzonspor'un hakları ve hukuku adeta sahipsiz bırakılmıştır. İki yıl geçmiş olmasına rağmen güçlü bir lobicilik faaliyeti ve kapsamlı bir kampanya başlatılamamıştır. İstanbul'da yürütülen çalışmalara da yeterli destek verilmemiştir. Herkes pastanın kenarından kendi payına düşeni almaya çalışırken Trabzonspor'un ortak davası geri planda kalmıştır.
Lobicilikte yapılan faaliyet kadar, o faaliyetin kamuoyuna doğru şekilde duyurulması da önemlidir.
Bu nedenle bu samimi girişimin daha fazla yankı bulması adına biz de desteğimizi buradan vermek zorundayız.
Pazartesi günü yapılan basın açıklamasından bazı bölümleri yeniden paylaşmak istiyorum:
"Türk futbolu 3 Temmuz sabahına yıllardır bilinen ama bir türlü gün yüzüne çıkmayan gerçeklerle uyandı. Ülke futbolunun içine saplandığı çamur bütün ayrıntılarıyla ortaya çıktı.
Bu süreçte ilk günden itibaren Trabzonspor taraftarları farklı çalışmalar yaparak sürece katkı sağlamaya çalıştı. Trabzonspor; Trabzon şehrinin adını ve kültürünü tanıtan en büyük değerdir. Bizim için çaydan da, fındıktan da, Sümela Manastırı'ndan da büyük bir markadır.
Bu sebeple Trabzon'da bir insan şahsi menfaatleri için bir yere gelmek istiyorsa, Trabzonspor'u basamak olarak kullanmaktadır."
Açıklamanın devamında şu değerlendirmeler yer almaktadır:
"3 Temmuz sürecinde Trabzonspor'umuzun hakkının gasp edildiği mahkeme kararlarıyla ortaya çıkmıştır. Ancak kulüp yöneticilerimizin yetersizliği nedeniyle alın terimizle kazandığımız kupa hâlâ Trabzon'a gelememiştir. Bu nedenle mevcut yönetim görevini bırakıncaya kadar protestolarımıza devam edeceğiz."
Ve ardından şu çağrı yapılmaktadır:
"Trabzonspor ismini arkasına alarak Meclis'e giden milletvekilleri ve bakanlar da bu süreçte sorumludur. Bu nedenle İstanbul'da yaşayan yaklaşık iki milyon Trabzonsporlunun gücüyle, genel seçimlerde İstanbul'un üç ayrı bölgesinden üç bağımsız Trabzonsporlu milletvekili adayı çıkarmaya karar verdik. Hakkımızı meclis kürsüsünde aramayı daha doğru buluyoruz."
Taraftarımızın hangi noktaya geldiğini görün ey camia!
Hiç kimsenin bu tür lobicilik girişimlerine burun kıvırmaya hakkı yoktur.
Bu haykırışa hiç kimse kulaklarını tıkamamalıdır.
Bugün birlik günüdür.
Trabzon'u ülke genelinde dimdik ayakta tutan en önemli ortak değer Trabzonspor sevgisidir. Eğer bizi bu sevgiden uzaklaştırmayı başarırlarsa — ki adım adım buna doğru gidildiğini görüyoruz — geriye zamanla sadece teferruat kalacaktır.
O gün geldiğinde ise artık çok geç olacaktır.
Eğer her Trabzonsporlu bulunduğu makamda ve bulunduğu konumda üzerine düşeni hakkıyla yerine getirmezse, inisiyatifi taraftar alacaktır.
Bu açıklamadan nasibini alması gereken herkes bunu böyle bilsin.
Sağlıcakla kalın...
Tekin Küçükali
Bu yazı daha önce Taka Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?