Vah Vah Vah!


30.Haziran.2026  |   27 Görüntülenme    |      |  


Değerli futbolseverler,

Bu hafta kaleme almayı planladığım konu, futbol kulüplerimizin kontrolsüz transfer politikalarıyla savurduğu milyon avrolardı. Ancak gündem, 06.01.2013 Pazar günü saat 15.00’te İstinye’den yükselen bir başka sesle değişti.

Trabzonspor taraftarı, İstanbul’da bir kez daha şike gerçeğini unutturmaya çalışanlara karşı sesini yükseltti. Ne yazık ki bu haykırışa kulak veren pek olmadı. Medya başka gündemlerin peşine düşerken, futbolun gerçek sahibi olan taraftar yine yalnız bırakıldı.

Vah vah vah…

Oysa orada duyulması gereken tek cümle vardı:

“Unutmayın ki adalet, zengin bir hazinedir; günü geldiğinde herkese lazım olur.”


İstinye’de toplanan taraftarlarımız yalnızca İstanbul’dan değil; Tekirdağ, Düzce, Bursa, Kocaeli ve Sakarya’dan gelen gönüllülerden oluşuyordu. Ellerinde pankartlar, yüreklerinde adalet talebi vardı.

Ama ortada ne yönetim vardı ne teknik heyet ne de bir temsilci…

Sanki o ses yok sayılmak istenmişti.


Futbolun üç ayağı vardır:
Yönetim, teknik heyet ve taraftar.

Bu üçü bir araya gelmeden başarıdan söz etmek mümkün değildir.

Ama unutulmaması gereken bir gerçek daha vardır:

Bu yapının en samimi, en vazgeçilmez unsuru taraftardır.

Taraftarlar ne sadece izleyicidir ne de yönetimlerin emir eri…

Onlar futbolun gerçek sahibidir.


İstinye’de yapılan açıklamalar aslında bir vicdan çağrısıydı:

“Bir taraftarın attığı maytap yüzünden kulübe ceza verilirken, şike iddialarıyla anılan yapılar nasıl korunur?”

“Bizim talebimiz teneke kupa değil, adalettir.”

Bu sözler, bir grubun değil; bir camianın ortak haykırışıdır.


Bugün dikkat edilmesi gereken en önemli konu şudur:

Taraftarı sadece bilet alan, tribünde istenildiği gibi tezahürat yapan bir kitle olarak gören anlayış artık karşılık bulmamaktadır.

Trabzonspor taraftarı, gerektiğinde sözünü söyleyen, gerektiğinde meydan okuyan bir iradedir.


İstinye’de toplanan insanlar ne bir menfaat grubudur ne de yönlendirilmiş kalabalıklardır.

Her biri iş sahibi, sorumluluk taşıyan, hayatın içinde yer alan insanlardır.

Ama Trabzonspor söz konusu olduğunda her şeyi bir kenara bırakıp yola çıkan bir inançtır bu.


Ne yazık ki bazı çevreler, bağımsız ve özgür taraftar yapısından rahatsız olmaktadır.

Çünkü kontrol edilemeyen her ses, bazılarını rahatsız eder.


Pazar günü dile getirilen bir başka cümle ise aslında her şeyi özetliyordu:

“Şike cezasız kaldıkça futbolun içinde barış olmaz.”

Bu sadece bir tepki değil, bir uyarıdır.


Önümüzdeki günlerde yapılacağı konuşulan bazı organizasyonlar da dikkatle takip edilmektedir.

Eğer amaç gerçekten futbolu temizlemek değil de süreci örtmek ise, bu çaba daha büyük bir toplumsal tepki doğuracaktır.


Trabzonspor taraftarı susmayacaktır.

Ne kadar görmezden gelinirse gelinsin…

Ne kadar bastırılmak istenirse istensin…

Bu ses kaybolmayacaktır.


Son olarak, Gökçeadalı Azmi kardeşimizin yorumu aslında durumun en sade özetidir:

“Eskiden muhtar çakmakları vardı. İki çakar bir yakardı. Bizim yöneticiler 40 çaksa bir defa bile yakamıyor.”

Sözün bittiği yer bazen tam da burasıdır.


Bugün geldiğimiz noktada hissettiğimiz şey çok nettir:

Vah vah vah…

Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?