Kongreler Tehdit Değil Fırsattır
Bu hafta sonu Trabzonspor masaya yatıyor. Adeta bir check-up yaptıracak. Trabzonspor Kulübü kongresini yapacak. Profesyonel olmayan yönetimler kongreleri hep sırat köprüsü gibi görürler. Kongre gününe kadar yaptıklarının hesabını vermekten korkarlar. Ummadıkları çıkışların salondan yönetimi kaybetmiş olarak çıkmalarına neden olabileceğinden endişe ederler.
Profesyonel sistemler geliştiremedikleri ve kurumsallaşmayı tam olarak sağlayamadıkları için yaptıkları harcamaların hesabını verememenin stresini yaşarlar. Her şeyi bir ya da iki kişinin yönetimine bırakan kulüplerde kongreler, döner dolaşır "ibra" denilen o sihirli kelimede kilitlenir. Temel dert, ibra olup olmamaktır.
Kongrelere bu açıdan bakıldığında kongrelerin tehdit olduğunu söyleyebiliriz. Evet, profesyonel olmayan, yönetimleri kişilerin inisiyatiflerine bırakılan kurumlarda kongreler gerçekten tehdittir. Çünkü camianın hesap sorma imkânı yakalayabildiği tek ortam kongre ortamıdır. Zaten bu tür yönetim tarzlarında ne delegeler ne de üyeler yönetimin yaptıklarından haberdardır.
Şükür ki Trabzonsporumuz bu denli sahipsiz bir kulüp değildir. Kongrelerini fırsata dönüştürme imkânına her zaman sahiptir. Bu yüzden hafta sonu yapılacak kongremizin fırsata dönüştürülmesi için neler yapılmalıdır sorusunun cevabını aramalıyız.
Değerli Trabzonspor camiası,
Bendeniz acizane kamusal hizmet sunan sivil toplum yöneticiliği çok yaptım. Belki de en fazla bu konuda tecrübeliyim. Ömrüm kongrelerde geçti. Hep şunu gördüm: Kongreleri tehdit olarak gören ve bu yüzden de aceleyle geçiştiren kurumlar uzun vadede başarılı olamıyorlar. Başarılı olmuş gibi kendilerini lanse edebilirler. Ancak uzun vadede istenmeyen durumlarla karşılaşınca sonuç hüsran olur. Allah saklasın, göz bebeğimiz Trabzonsporumuz böyle değildir ve hiç de böyle olmayacaktır. Bundan dolayı kongreler mutlaka fırsata dönüştürülmelidir.
En başta kongreler, aynı camianın insanlarının bir araya geldiği, selamlaştığı, hatır sorduğu ve kaynaştığı ortamlardır. Kenetlenme yerleridir. Rakiplerin ve kulübe haset duygularıyla bakanların çatlatılacağı yerlerdir. Bu ortamlarda hem camiaya hem de rakiplere karşı birlik ve beraberlik mesajı verilirse, kulübün kongreden daha güçlü çıkması için ilk adım atılmış olur.
Kongreler asla kavga yeri değildir; sadece tartışma ortamıdır. Kulübün menfaatleri için her fikir tartışılabilir. Niyetlerin iyi, söylemlerin yapıcı ve tespitlerin uzun soluklu olması büyük önem taşır. Her fikir değerlidir ve mutlaka yol gösterir. İlgililer tarafından dikkatle değerlendirilmelidir. Yöneticiler de verilen önerilere kulübün ağırlığına yakışır bir üslupla cevap vermelidir. Aksi durumda, atalarımızın dediği gibi; "Sen zot, ben zot; ata kim verecek ot?" misali ortaya çıkar.
Bu tartışmalar ceviz kabuğunu doldurmayacak meseleler üzerinde, şov amaçlı olmamalıdır. Buradaki tartışmadan kastımız, Trabzonsporumuzun geleceği için geliştirilen projelerin konuşulmasıdır.
Trabzonspor'un yeni ve camiayı heyecanlandıracak projelere ihtiyacı vardır. Kimin olursa olsun, proje ortaya koyan ve Trabzonspor'a katkı sağlayacağı düşünülen tüm fikirlere açık olmak boynumuzun borcudur. Herkesin Trabzonspor'a katkı yapma hakkı vardır. Camiadan bu hakkı alıp belli bir grubun uhdesine bırakırsak mükemmel sonuçlara ulaşamayız.
Herkese açık bir anlayışla kongrelerimizi yapamazsak, kısır fikirleri bile göklere çıkarma çabasına girmek zorunda kalırız. Açık ve şeffaf olmak gereklidir.
Kongreler; farklı düşünen, tecrübesini ve kalitesini ortaya koymuş insanları tanıma ve değerlendirme yeridir. Camianın bu değerlerinden yararlanmanın yolunu açacak kongreler ancak o zaman fırsata dönüşmüş olur.
Kongreye heyecanla gelen insanların dışlandığı ortamlardan geleceğimize yönelik güzel fikirler ve projeler çıkmaz. Örneğin ekipçilik, iki tarafı da keskin bir bıçak gibidir. Bir taraftan ekipçi olduğunuz için uygulamada hızlı ve başarılı olursunuz; diğer taraftan farklı grupları dışladığınız için fikir kısırlığı yaşarsınız. Bu yöntem kongrelerde çok denenmiştir; ancak uzun vadede fayda vermemiştir.
Kongreler, kısa vadeli ve günlük tartışmalardan sıyrılıp en az elli yıllık projeksiyonlar ortaya koyamadığı sürece amacına ulaşmış sayılmaz. Camia, kongre yapanlardan geleceğe dair güçlü bir vizyon bekler.
Dünya futbolunun ve Türk futbolunun gittiği yönü doğru tespit edip buna göre uzun soluklu yatırımlar planlayabilmek için kongreler önemli bir fırsattır. Kulüp başkanları ve yönetimleri değişebilir; önemli olan kongrelerde belirlenen temel stratejik hedeflerden sapılmamasıdır. Alınan proje kararlarının yönetimler değişse bile aksamadan uygulanmasıdır. Uzun vadeli başarı ancak böyle gelir. Kurumsallaşma ve profesyonel anlayış da bunu gerektirir.
Hafta sonu Trabzonspor camiasından da bu bilinçte bir kongre bekliyoruz. Ülkemiz insanının en büyük hastalıklarından biri olan "Küçük olsun, benim olsun." anlayışından uzak bir tabloya şahit olmak istiyoruz.
Hiç kimsenin zaman zaman yaptığımız eleştirileri yanlış anlamasını ya da öyle değerlendirmesini doğru bulmuyorum. Nihayetinde hedefimiz Trabzonsporumuzu bir basamak daha yukarı çıkarmaktır. Yoksa camiamızın kılına gelecek en küçük zarar bile bizi de üzer, bizim de canımızı yakar.
Bu kongrenin Trabzonspor camiası adına gerçekten fırsata dönüştürülebilmiş bir kongre olmasını yürekten temenni ediyor, hayırlı olmasını diliyorum.
Sağlıcakla kalın...
Tekin Küçükali
Bu yazı daha önce Taka Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?