Utanmayı Öğreteceğiz
Yazılarıma başlarken öncelikle şunu ifade etmek isterim. Ben bir köşe yazarı değilim. Eksiğiyle fazlasıyla içinizden biriyim. Bizler düşünen kurbağalar değiliz. Ne de kalbi etkisiz hâle getirilmiş kayıt dışı mekanizmalarız. Acılarımızdan da sevinçlerimizden de sürekli düşünceler doğurtmak zorundayız. Bu düşüncelerimden birini sizlerle paylaşmak isterim.
Bir gün ormanda yaşayan dişi hayvanlar kendi aralarında bir yarış tertiplemek isterler. Bunun için bir dizi kural ve kaide koyarlar. En önemlisi de yarışı kazanacak olanın alacağı büyük ödüldür. Bu hususta da mutabakat sağlanır.
İş, jürinin kimlerden oluşacağına karar vermeye gelir. Yapılan tartışmalar neticesinde heyet belirlenir. Jüri bir açıklamada bulunur:
"Her dişi hayvan kaç yavru doğuracağını açıkça beyan etmelidir."
Gün ve saati belirlenen yarışmanın heyecanı her dakika biraz daha artar. Kayıtlar yapılmaya başlanır. Her konu büyük bir titizlikle ele alınır. "Aman ha, tartışmaya meydan verecek bir durum olmasın." diye herkes birbirini tembih eder.
Yarışma günü geldiğinde tüm anne adayları toplanır. Her birine sırayla kaç yavru doğuracağı sorulur ve kayıt altına alınır.
Sıra aslan anneye gelir.
— Sen kaç yavru doğuracaksın?
Aslan hiç tereddüt etmeden:
— Bir yavru, der.
Başta jüri olmak üzere bütün anneler birbirlerine şaşkınlıkla bakarlar.
Jüri tekrar sorar:
— Yani sadece bir yavru mu doğuracaksın?
Aslan yine aynı kararlılıkla:
— Evet.
— Neden?
Aslan büyük bir gururla ayağa kalkar ve kendinden emin bir şekilde şu cevabı verir:
"Çünkü ben aslan yavrusu doğuruyorum."
Sevgili arkadaşlar,
Şampiyonluklarımızın azlığını, kupalarımızın yetersiz olduğunu söyleyerek zaman zaman bize "Yıldızlara bak." diyenler oluyor.
Oysa bizim kupalarımızın her biri bir Anadolu Aslanıdır.
Çünkü o kupaları; yüreğimizle, acılarımızla, ateşimizle, kanımızla, şehitlerimizle, hırsımızla, tutkumuzla, vicdanımızla ve yazgımızla kazandık.
Bizim için her bir kupanın anlamını ve değerini hiç kimse tarif edemez.
Bizi kandıranlara, bizi aldatanlara, bizi savunamayanlara inanıyorum ki bir gün, ama mutlaka bir gün utanmayı öğreteceğiz.
Ramazanınız mübarek olsun. Allah'a emanet olunuz.
Tekin Küçükali
Bu yazı daha önce Taka Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?