Acaba Kandırılıyor Muyuz?


01.Temmuz.2026  |   15 Görüntülenme    |      |  


Bugün devasa boyutlara ulaşan futbol ekonomisinin kaynağı nedir biliyor musunuz? Heyecan. Aslında her şey bu heyecan içindir. Futbola talebin nedeni, bu heyecanı tatmaktır. Bu heyecanı sağlayan ise rekabettir. Bu rekabette bir saniye sonra ne olacağını hiç kimsenin bilememesidir. Yani topun yuvarlak olmasıdır. Futbolun tüketicileri olan seyircilerin ve taraftarların keyif aldığı nokta burasıdır. Verdikleri onca paranın ve zamanın karşılığında tek talepleri bu heyecandır; bu onların en temel hakkıdır.

Ancak Türkiye’de futbolu üreten teknik kadrolar ve yöneten yöneticiler, bu hakkı adeta şark kurnazlığı yaparak taraftarların elinden sinsice almaktadır. Son dönemlerde gözler önüne serilen şike olayları bu hak gaspının en açık örneğidir.

Olaya arz-talep noktasından baktığımda şöyle bir endişeye kapılıyorum: Acaba biz taraftarlar, teknik heyetler ve yöneticiler tarafından kandırılıyor muyuz?

Her yıl taraftarda bir şampiyonluk heyecanı yaratılıyor. Sonra seyirci sahada yürüyen oyuncuları gördükçe bu hedefin koca bir yalan olduğunu fark ediyor. “Galiba bu yıl da kandırıldık” diye düşünüyor.

Şike konusunda sadece Trabzonspor yöneticileri değil, futbolu yöneten tüm taraflar futbolseverlere hemen her gün yalan söyledi. Futbolseverler önce “temiz futbol için önemli bir adım atıldı” düşüncesiyle heyecanlandılar. Hâlbuki şike süreci tam bir “tavşan kaç, tazı tut” kandırmacasına döndü. Futbol piyasasında sözüne inanılacak hiçbir yönetici kalmadı. Tüm kulüp yöneticileri, futbolun yolunacak tavuğu konumundaki taraftarları aldatmak için türlü oyunlara başvuruyor.

Sonra transfer sezonu geliyor; yalanlar havada uçuşuyor. Taraftar yine heyecanlanıyor. Transfer sezonunun bitimine bir iki gün kala bir bakıyor ki herkes aldıklarımızdan çok verdiklerimizi konuşuyor. Anlıyor ki biz yine kandırıldık.

Bir Burak Yılmaz olayı var ki ne tarafından tutsak elimizde kalıyor. Hem Burak Yılmaz hem de yöneticiler taraftarları ayakta uyuttu. Trabzonspor taraftarının nevri döndü. Hâlâ nihayetinde ne olduğu kimse tarafından net olarak bilinemiyor. Burak Yılmaz, Trabzonspor’un kendisine sağladığı fırsatların karşılığında Avrupa’dan başka bir takıma gitmem sözü vermişti; ancak soluğu Galatasaray’da aldı. Yönetim ise kendi beceriksizliğini Galatasaray’ın başarısını şikâyet ederek kapatmaya çalıştı. Bir röportajında “Burak Trabzon şehrini sevmiyorum dese anlardım” gibi hem Trabzon’un hem de Trabzonspor’un imajını zedeleyen pervasız ifadeler kullanıldı.

Elbette bu kandırmaca ve şark kurnazlığının bir sonu var. Nihayetinde karşımızda, kendisinden başka herkesi suçlayan ama aynaya bakmayı aklına bile getirmeyen bir anlayış duruyor. Trabzonspor taraftarı da bu başlarını kuma gömmüş ama başka yerleri ortada olan bu kandırıcıları görüyor ve onlara katıla katıla gülüyor.

Bizim Temel ile Kayserili trende aynı kompartımana oturmuşlar. Temel biraz gariban ve saf görünüyor. Kayserili ise iyi giyimli, kurnaz ve uyanık. İçinden “şu saf adamın birkaç kuruşunu çarpayım” diye düşünüyor. Temel’e diyor ki:
“Gel seninle bir oyun oynayalım.”

Temel adamı süzüyor ve niyetini anlıyor:
“Olur, oynayalım” diyor.

Kayserili soracak, Temel bilemezse 100 lira verecek. Sonra Temel soracak, Kayserili bilemezse 200 lira verecek. Ama Temel şart koşuyor: “Önce sen soracaksın.”

Kayserili soruyor:
“Bana üç bacaklı bir hayvan söyle.”

Temel düşünüyor, bulamıyor ve 100 lirayı veriyor. Sıra Temel’e geliyor:
“Peki bu üç bacaklı hayvanı sen söyle bakalım.”

Kayserili kızarıyor, bozarıyor ama cevap yok. Mecburen:
“Böyle bir hayvan yok, al 200 liranı” diyor.

Bu fıkrayı, kendisini akıllı zannedip Trabzonspor taraftarını kandırdığını düşünenlere ithaf ediyorum.

Bir sonraki yazımızda taraftarın kandırılması sonucu açılan onulmaz yaralara değineceğim.

Sağlıcakla kalın…

Tekin Küçükali

Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?