İlkeli Duruş
İlkeler, kendisiyle dalga geçilmesini kolay kolay hazmedemez. Bir süre sessiz kalır; ancak zamanı geldiğinde, bardak taştığında, kendisini terk edenlere ince ama net bir hatırlatma yapar. Özellikle kurumların kendi kendilerine koyduğu ve uymayı taahhüt ettiği ilkeler çok daha hassastır. Bu ilkeleri koyanlar, onlara uymadıklarında en zor durumda kalanlar da yine kendileri olur.
Örneğin, Trabzonspor ile ilgili hepimizin kabul ettiği bazı temel ilkeleri hatırlayalım:
Bu ilkeleri hep birlikte koyduk. Dolayısıyla bu ilkelere uymak ve uymayanları uyarmak da hepimizin ortak sorumluluğudur. Çünkü Trabzonspor’un itibarlı kimliği bu değerlerin üzerinde yükselir.
Bu itibarlı kimlik kolay oluşmadı. Sadece şampiyonluklarla da inşa edilmedi. Örneğin, 2009–2010 sezonunun son maçında Fenerbahçe karşısında ortaya konan “dürüst futbol” tavrı, Türk futbolunda uzun süre konuşulan bir örnek olmuştur. Emeği geçenlere buradan bir kez daha teşekkür etmek gerekir.
Ne var ki bugünlerde Türk futbolu genel olarak bir irtifa kaybı yaşamaktadır. Çünkü sistem, kişisel tasarruflarla kurumsal değerler arasındaki bağı koparamamaktadır.
Trabzonspor camiası da hafta sonu çifte bir üzüntü yaşamıştır. Karabükspor mağlubiyetinden daha ağır olan, bir yöneticinin yaşadığı talihsiz olaydır. Kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, acil şifalar diliyorum. Sevgili Nevzat, hem kişiliği hem de yöneticiliğiyle camiada saygın bir isimdir.
Bu tür olaylar, taraftarın ve camianın zihninde istenmeyen soru işaretleri oluşturur. Kavga, gürültü ve benzeri olumsuz çağrışımlar, kulübün imajına zarar verir. Bu nedenle böyle hassas dönemlerde birlik ve beraberlik çok daha kıymetlidir. Acele kararlar yerine, akıl süzgecinden geçirilmiş, profesyonel yaklaşımlar gerekir.
Unutulmamalıdır ki limanda duran gemi güvendedir; ancak gemiler limanda beklesin diye yapılmamıştır. Dalgalarla boğuşan kaptan, kaptan olur.
Rahmetli nenem derdi ki:
“Tarlada izin yoksa, harmanda gözün olmamalı.”
Sözün özü şudur:
Trabzonspor bu şehrin incisidir. Hepimiz bu inciyi koruyan birer midye, birer istiridyeyiz. Bu değere zarar gelmemesi için sabırlı, dikkatli ve sorumlu davranmalıyız.
Emek veren herkesin çabası kıymetlidir. Ancak emek, aynı zamanda sorumluluk ister. Sorumluluğun olmadığı yerde ise karşılığı “başarı” değil, sadece dağınıklıktır.
Stephen Covey’in dediği gibi:
“İlkeler, deniz kenarındaki kayalar gibidir. Onlara çarpabiliriz ama onları değiştiremeyiz.”
Tekin Küçükali
Bu yazı daha önce Taka Gazetesi’nde yayımlanmıştır.
Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?