Hepimiz Aziz Yıldırımız!


01.Temmuz.2026  |   52 Görüntülenme    |      |  


Hafta sonu kafamı dinlemek için dağ evine çıktım. Şömine, geçen yazdan kalma kuru odunlarla çıtır çıtır yanıyor. Ben iyice demlenmiş çayımı yudumluyorum. Karla karışık yağmur penceremin camına vuruyor. Tam karşımda yükselen, belli belirsiz görünen ormanlık tepeyi seyrediyorum. Orada kar yağıyor. Doruğunu sis tamamen kaplamış. Akşam karanlığına rağmen kar beyazlığı kendini gösteriyor. Penceremin önündeki yağmur sanki tepenin karla kaplanmasına ağlıyor. Belki de tepenin öldüğünü ve onu özenle kefenlediklerini zannediyor. Akşam ezanı başlıyor. Sisler içinde kalmış tepedeki çakalların haykırışları tüm vadide yankılanıyor.

Yüzümde acı bir tebessüm beliriyor. Türk futbolunun ve yönetiminin şu andaki vahim hali aklıma düşüveriyor. “Kurt puslu havayı sever” derler. Ama bunlar kurt bile değil. Hepsi çakal. Futbolun zirvesini çakallar sarmış.

Geçen gün iddianameyi baştan sona okudum. Belki içimde oluşan bu derin acı ve hüzün ondandır. Siz de mutlaka bir kez okuyun.

Kimin eli kimin cebinde belli değil. Federasyonun iddianameyi görür görmez radikal kararlar alması gerekiyordu. Hadi Fenerbahçeli olma refleksi buna izin vermedi diyelim. En azından UEFA’nın kararıyla paralel olarak bir dizi karar almalıydı. İpe un sermeye başladı. Etik Kurulu sanki gerçekten bağımsız ve özgür insanlardan oluşuyormuş gibi bütün sorumluluğu oraya attı. Bir anda ortaya dört farklı irade çıktı: Federasyon, Etik Kurulu, UEFA ve Kulüpler Birliği. Hepsinin de derdi farklı.

Federasyon ve Etik Kurulu bu süreci, hem kendisini hem de Aziz Yıldırım’ı koruyarak atlatmaya çalışıyor. UEFA futbola koyduğu evrensel kuralların ve dünyadaki itibarının sarsılmaması için kararlı duruyor. Kulüpler Birliği ise kendi koydukları kuralları değiştirerek Türk futbolu üzerindeki hâkimiyeti ve vesayeti kaybetmemenin telaşında.

Sizin anlayacağınız Türk futbolu kimsenin umurunda değil. Fenerbahçe de kimsenin umurunda değil. Fenerbahçeli futbolseverlere buradan sesleniyorum: Fenerbahçe gibi büyük bir kulübü, bir iş adamının kaderine terk etmeyin. Siz ona ve onun yanlışlarını temsil eden bu “al gülüm ver gülüm” sistemine sahip çıktığınız sürece Fenerbahçe sancı çekecektir.

Varsa yoksa “Ne olacak bu Aziz Yıldırım’ın hali!” endişesi. Kimileri kurtarmaya çalışıyor, kimileri içerde kalmasını sağlamaya.

Garip olan şu: Şu anda bu kaos ortamından çıkmayı emanet ettiğimiz insanların hepsi birer Aziz Yıldırım konumundalar. Bu yüzden de kendi konumlarını korumak için tüm güçleriyle duayenlerini koruyorlar. Türk futbolunun sisli ve kara teslim olmuş tepelerinden hep bir ağızdan bağırıyorlar:

HEPİMİZ AZİZ YILDIRIMIZ!

Çünkü;
Tıpkı Aziz Yıldırım gibi, şu anda bu kaostan çıkmayı kendisine görev edinen bizler devletten ve futboldan beslenen iş adamlarıyız.
Tıpkı Aziz Yıldırım gibi, hızla endüstrileşen Türk futboluna profesyonelce bakan hiçbir yöneticimiz yoktur; böyle bir derdimiz de yoktur.
Tıpkı Aziz Yıldırım gibi, futbolla ilgili görevlerimiz ile işlerimizi karıştırmış, harmanlamış durumdayız.
Tıpkı Aziz Yıldırım gibi, Türk futboluna verdiğimiz destekten çok daha fazlasını futbolun içinde olmamız sayesinde kazanmaktayız.
Tıpkı Aziz Yıldırım gibi, kendi benzerlerimizden hatta kopyalarımızdan oluşan ekiplerimiz vardır. Kolları medyadan siyasete kadar uzanmaktadır.

Bu özdeşliği daha da uzatabiliriz ama ben hüzünlendiğim noktaya döneyim.

Bazı kulüp başkanları Sayın Aydınlar’ı kıyasıya eleştiriyor.
Sonra Aydınlar:
“Öyle mi! Ben de o zaman bu tiyatroyu burada sonlandırıyorum ve istifa ediyorum” deyiveriyor.

Aman Allahım, bir de ne göreyim! Hepsi peşinde dolaşıyor:
“Aman bırakma, sen bulunmaz Hint kumaşısın. Sen gidersen bizim hâlimiz nice olur!”

İşte bu sisle kaplı karlı tepeden yükselen çakal sesleri bana bu absürd komediyi hatırlattı.

Hüzünlendim hüzünlenmesine ama umudumu kaybetmedim. Çünkü biliyorum ki; Türk futbolu üzerine lapa lapa yağan bu kar, baharda açacak ve kokusunu tüm Türkiye’nin keyifle içine çekeceği zifin çiçeklerinin habercisidir.

Karla ve sisle boğuşan ormanlık tepeye bu defa keyifle ve umutla baktım. Yanına bir keyif çayı daha ekledim…

Türk futbolunun medar-ı iftiharı olan Lefter Abimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyor, futbola emek veren herkesin böyle itibarlı uğurlanmasını temenni ediyorum.

Tekin KÜÇÜKALİ

Bu yazı daha önce Taka Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?