Martılar Et Yer
Sevgili okurlarım,
Bir arkadaşımın torunu oldu. Adını koymamı ve kulağına ezan okumamı istedi.
Severek görevimi yaptım. Usuldendir hediyemi takarken aklıma çok iddialı
bir söz geldi. Şöyle ki; bebekler insanların duygularını okuma konusunda çok
yeteneklidirler denir. Buna akıl okuma da dedikleri olur.
Bebeğin yakasına BORDO MAVİ kurdeleyi takınca, usulca kulağına dedim ki “Ula
Aslan uşağum, de bana bakayim, Trabzonspor’un hali ahvali iyi olacak mi?”
Hani niyetimi hem okusun hem de duysun diye. Dede hemen ön yaptı, “neler
oluyor.?” Durumu izah ettim. Önce güldük. Sonra bir hüzün kapladı hepimizi. Bizi
ne hale getirdiler. Nerelere kadar düştük. Bebek yanlışlıkla az biraz gülümsese
var ya dünyalar bizim olacak geldi bana. Bebek bir hiddetle ağlamaya başladı.
Belki de sancısı vardı. Belki de karnı acıkmıştı…
Bir umuttu, ama olmadı. Yeni doğan bir bebeğin tesadüfen gülmesinde bile
teselli aramaya bizi mahkûm edenler utansın. Anladım ki Trabzonspor’un
önlenemez düşüşü bizim kimyamızı bozmuş. Bizi hamam böceğine çevirdiler.
Sevgili okuyucularım,
Hamam böceğinin kafasını koparınca dokuz gün yaşarmış. Ölümünün sebebide
bir şeyler yiyemeyince açlıktan ölürmüş.
Bunu niye anlatıyorum. Çünkü Trabzonspor’u inanın proje kapsamına koydular.
(Yeri gelirse bu konuyu kapsayan bir kaç yazı yazmak isterim.) Hamam böceği gibi
kafamızı kopara kopara, gözümüzün içine baka baka yol alıyorlar. Trabzon şehri
hala İstanbul’dan kurtarıcı bekliyor.
Ey Şehr-i Trabzon. Ey şehrin uluları. Büyük büyük abiler. İstanbul’dan size
nefes yok. Ne zaman size dönüp bakarlar biliyor musunuz? Üst üste
şampiyonlukları yakalayınca. Eskiden çok eskiden olduğu gibi.
Size sesleniyorum Sayın Faruk ÖZAK, Sayın Özkan SÜMER, Sayın Erol
TUNA, Sayın Celil HEKİMOĞLU, daha ismini sayacağım büyük zevat. El ele tutma
zamanı gelmedi mi? Trabzonspor’un herkeste istisnasız hakkı var. Trabzonspor’un
bu çöküşünü değil çocuklarınıza torunlarınıza bile anlatamazsınız. Bugünleri 10
yıl sonra torunlarınıza anlattığınızda, torunlarınız “niye müdahale etmediniz,
onca emeği neden göz göre göre heba ettirdiniz” diyecekler. “Koca Trabzonspor’u
nasıl birkaç hırs küpüne kurban ettiniz?”
Şimdiler de çok kullanılıyor ya. Ey Trabzon’da yaşayanlar, Bu sorumluluktan
kurtulamazsınız. Unutmayın ki ALLAH indinde bile Haklardan evvel gelir
sorumluluklar.
Beraber harekete geçmeniz için Trabzonspor’un hatırı ve itibarı yetmiyor
mu? Böyle devam ederse çok geç olabilir.
Gelin Trabzonspor’u işadamlarının bireysel hırslarından arındıralım.
Trabzonspor herkesindir. Bir işadamımız kulübü yönetmeye başlayınca
diğerlerinin tamamı çekiliyor. Temel sorunumuz budur. Futbolu oynamayı bilen,
futbolu yönetmeyi bilen ve futbola para harcayacak kadar sevdalısı olanlar bir
araya gelmek zorundadırlar. Bundan başka kurtuluş reçetesi yoktur. Bunun
detaylı sistematiğini sonraki yazılarımda açıklayacağım. Ancak şimdilik buradan
şu kadarını söyleyeyim.
Trabzon’da futbolu artık bir işadamının tek başına alıp yönetmesi ve bu
taraftara beklediği başarıları sunması mümkün görünmüyor. Kıskançlık almış
başını gitmiş. Fedakarlık epeydir tatilde. Güçlerin birleştirilmesi şarttır.
Herkes anladığı iş konusunda elini taşın altına koyacak. Bana ameleliği düşse
ben onu bu yaşıma rağmen seve seve yaparım. Bilmeliyiz ve hiç unutmamalıyız ki.
Büyük başarılar genellikle küçük ama kaliteli , inançlı ve uyumlu ekiplerin
işidir.
Derseniz ki, “biz kamufle olalım, bu millet unutur” emin olun ki unutmaz. Hatırlamakta
ısrarcı ve inatçıdır. Bu millet çok zeki ve akıllıdır. Döner dolaşır doğru
bildiği, işin başladığı yerde hepimizi bekler ve hesabı sorar.
Mesela size bizim oranın martılarından örnek vereyim: İşin doğrusu ,Martılar
et yiyen kuşlardır, ama bu millet onlara simit yemesini bile öğretmiştir. Benden
söylemesi.
Kalın sağlıcakla…
Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?