Kavanoz Dipli Dünya


15.Şubat.2026  |   20 Görüntülenme    |      |  


Niye böyle bir başlık attım diye sorabilirsiniz.
Acıyı yüreğinde hisseden adamın düşüncelerinde hep bu söylem vardır. Karadeniz’in hırçın dalgalarının, geçit vermez dağlarının patika yollarında yürürken bile ince mühendislik yapmak zorunda olduğunuz yerlerden, bin bir zorlukla İstanbul Hukuk Fakültesi’ni kazanan bir delikanlıdan bahsetmek istiyorum.

İstanbul Hukuk Fakültesi’nden mezun olmadan önce, inandığı davanın gençlik teşkilatı olan İstanbul Hukuk Fakültesi Ülkü Ocakları’nın kurucusu olarak ön saflarda yerini almıştı: mangal yürekli Zeki Hacıibrahimoğlu.

1971 yılında mezun olduğu hukuk fakültesinde izler bırakarak avukatlık mesleğine başladı.
Ama yüreğinde hep ilk şehidimiz olan İlahiyat Fakültesi öğrencisi Ruhi Kılıçkıran’ı, 1970’li yılların şehitleri Süleyman Özben’i, Yusuf İmamoğlu’nu ve Dursun Önkuzu’yu hiç ama hiç unutmuyordu.

Mesleğinin ilk yıllarında bile nerede bir Türk milliyetçiliği konuşulsa mutlaka koca yürekli Zeki oradadır. Gözünü budaktan esirgemeyen Hacıibrahimoğlu, gençlik yıllarında İstanbul MHP İl Teşkilatı’nda görev aldı. Tüm ülkücülerin ağabeyi, yaşıtlarının kardeşi oldu.

1980 ihtilalinin bütün dehşetiyle Türk milliyetçilerinin üzerine çöktüğü günlerde Zeki; sırtında cübbesi, karnını doyurmak için elinde simidiyle, o adliye senin bu adliye benim, herkesin yarasına merhem olmak adına koşturan güzel yürekli bir şahsiyetti.

Ankara’daki büyük davada olduğu gibi Anadolu’da yetişebildiği her adliyede mutlaka Zeki’yi görmek mümkündü.

Ayrılıkçı terör örgütü PKK’nın şehit ettiği fidanların aileleri adına ne mücadeleler verdi… Zeki, şehit aileleri davasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde görev alan yedi avukattan biriydi. Ancak diğer altı avukat savunma noktasında AİHM’ye gidemedi. Zeki, bu şerefli aileleri tek başına savunan bir kahramandı.

Şiir okuduğu için hapse atılan başbakan ve cumhurbaşkanlarının davalarını da yakından takip eden bir isimdi.

Ergenekon ve Balyoz gibi davalarda iftira ile içeri atıldığını düşündüğü Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarını bilâ bedel savunmuş, yorulmadan, yılmadan sonuna kadar mücadele etmiştir.

Rize’nin Çayeli ilçesine bağlı Çataklıhoca köyünde 1949 yılında dünyaya gelen Zeki, bu ömrüne neler neler sığdırmıştır… Yanında yetiştirdiği birçok avukat, savcı ve hâkimin yanı sıra önemli bakanlıklarda görev yapanlar da olmuştur. Vefasızlardan ise söz etmeyeceğim; zira onları bu şerefli şahsiyetin sayfasında anarak ödüllendirmek istemem.

Türk milliyetçiliği davasına bu kadar emek veren bir kimseyi, daha iyi hizmet vereceği TBMM’ye taşımayanlar bence utanmalı, sıkılmalı ve Zeki Hacıibrahimoğlu ailesinden özür dilemelidir. “Böyle vefalı liderler var mı?” derseniz, bence yok. Sizi bilemem.

Ama bildiğim bir gerçek var:
Susturduğunu düşündüğünüz vicdan asla susmaz. Vicdan yorulmaz, vicdan bıkmaz. Vicdan hep oradadır; haksızlık yapan sahibini dürter durur.

Onun için başlıkta, Zeki’yi anlatmaya çalışmadan evvel “Kavanoz Dipli Dünya” dedim.

Sevgili Zeki ve kıymetli ailesi, lütfen biliniz ki sizi seven sessiz çoğunluğun o engin yüreğinde mühür gibi, ayan beyan duracaksınız.

Hacıibrahimoğlu, son sözümü şöyle söylemek isterim:
Hayat yalakalara şans tanısa da bil ki sen şerefine fiyat biçtirmedin.

Sağlıklı, güzel günler dilerim.

Tekin KÜÇÜKALİ

Bu yazı daha önce Taka Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?