Ah Düdük Vah Düdük


15.Şubat.2026  |   17 Görüntülenme    |      |  


Futbol, çok göreceli bir spor dalıdır. Bu nedenle hakkında oldukça fazla yorum yapılır, sözler söylenir. Söylenen sözler, yapılan yorumlar zaman zaman sert olur. İnsanlar küser, kırılır; kimi zaman da dostluklar bozulur.

Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de futbol kulüpleri sahaya on bir kişi olarak çıkar. Tam yedi günlük geceli gündüzlü emeklerini, gayretlerini ve becerilerini doksan dakikaya sığdırırlar.

İşte pazar günü de bunlardan birine, Sivas’ta oynanan karşılaşmada şahit olduk. Trabzonspor, dört as oyuncusundan yoksun şekilde sahaya çıktı. Ünal Hoca, Türk futboluna yeni ayarlar vererek adeta yol gösterdi. Genç oyuncularla sahaya çıkarak yerleşik nizama kafa tuttu.

Ancak özellikle son dört maçta olduğu gibi, çalınan maksatlı düdüklerin pazar gününe denk gelmemesi mümkün olmadı. Şeytanın bacağını pazar günü kırdık derken… Nasıl mı?

Hiçbir temasın olmadığı bir pozisyonda o muhteşem (!) düdük aleyhimize çaldı. Hakemler hakkında kırıcı tek kelam etmeyen Ünal Hoca gibi bir şahsiyet bile isyan etti. Trabzonspor bir an afalladı, “Ne oldu?” diye. Fırsat bu fırsat, Sivas golü attı.

Ancak daha birinci dakika dolmadan, orta alanı süpürerek ceza sahasına giren Trabzonspor’un genç oyuncusu iki füze birden gönderdi. Futbol sahalarında ender görülen bu iki şuttan biri çataldan ağları yokladı. Diğeri ise adeta düdüğe çarptı.

Eminim ki bu tarihi golü kimse kolay kolay unutmayacak, unutamayacaktır.

Trabzonspor’un başta kalecisi olmak üzere tüm takım arkadaşlarına sergiledikleri yüksek tempolu ve seyir zevki yüksek futbol için teşekkür ediyorum.

Ancak Abdülkadir Ömür ile ilgili bir ağabey olarak iki çift sözüm olacak.

Sevgili Abdülkadir, seni seviyorum; gözlerinden öperim. Çok yeteneklisin, çok da beceriklisin. Ama unutma, Trabzonspor senden ve arkadaşlarından çok büyük beklenti içindedir. Ünal Hoca gibi bir spor adamının seni daha da faydalı hâle getireceğine inanıyorum.

Duyumlarım odur ki Burak ile menajerleri aynı. Para için böylesine üstün bir yeteneğe kıymayın, kıydırmayın. Elbette sevgili Yusuf’a da abilik görevi düşmektedir. Sahada ve saha dışında kaptanlık mesuliyetinin ağır olduğunu bilmeli; Abdülkadir’in kafasını karıştıran kim varsa ondan uzaklaştırmalıdır.

Zira yıllar evvel Trabzonspor altyapısından yetişen Barış Memiş vardı. 16 yaş gruplarında Messi’den daha yetenekli olduğu söylenen bu öz evladımız ne yazık ki heder oldu. O dönem aldığı ödüller, neredeyse Messi’den fazlaydı. Ama yetenek tek başına yetmiyor; doğru yönlendirme, doğru çevre ve sağlam karakter gerekiyor.

Bu güzel çocuklarımızın her biri bir gül kadar narin, bir fidan kadar gelecek vadeden evlatlarımızdır.

Selam olsun Trabzonspor’a…
Selam olsun Trabzonspor taraftarına…
Selam olsun Ünal Hocamıza…
Selam olsun Başkan ve yönetimimize…


Tekin KÜÇÜKALİ

Bu yazı daha önce Taka Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?