Tüp Mü? Löp Mü?


15.Şubat.2026  |   18 Görüntülenme    |      |  


Sevgili okuyucularım,

Geçen yazımda artık yazılarıma ara vermem gerektiğini belirtmiştim. Bu defa da yoğun bir tepki aldım. Beni takip eden arkadaşlar özetle, “Hayır, öyle kolay kaçamazsın. Birileri dikkate almasa da doğruları ifade etmeye devam etmek zorundasın.” dediler. Bazı sıkı takipçilerimizi ikna edemedik. Bu yüzden gördüğümüz yanlışları bu köşeden ifade etmeye devam edelim diye düşündük.

ŞOTA BİR KALİTEDİR

Trabzonspor’a Şota geldi. Trabzonspor’a en büyük katkıları olmuş yabancı futbolcularımızdan biridir Şota. Ondan daha önemlisi, başka yerlerde görev yaptığında bile yaptıklarıyla hep gurur duyduk. Geçen sezon takımının centilmenlik dışı attığı gole nasıl karşılık verdiğini hatırlıyoruz. Futbolu bilen bir kardeşimiz. Futbolun sadece galibiyetten ibaret olmadığını; keyif, adalet ve ahlakın da futbolda çok önemli olduğunu bilen bir futbol adamı.

Ben buradan Şota’ya “Yuvaya hoş geldin.” diyorum. Canıgönülden başarılı olmasını diliyorum. Başarısız olursa da bunun kendisinden kaynaklanmayacağını şimdiden taraftara söylemek istiyorum. Çünkü başarı, sağlıklı bir futbol anlayışına sahip bir yönetim ve ekip işiyle gelir.

İşte tam bu noktada tıkanıyorum. Şota’ya üzülüyorum. Çünkü mevcut yönetim adeta adam öğütüyor.

Eski değirmenleri bilen bilir. Mısırı yukarıdan dökersiniz; mısır oluktan ağır ağır çorbalık taşının ortasındaki deliğe düşer. Sonra döner de döner. Kurtulamaz. Un ufak olur ve taşın altından kendini kurtardığı için şükredercesine un sandığına savrulur.

Elimizden iyi futbolcular geçti. Şimdi iyi de bir hoca aldık. Ancak başarısızlık yine mukadder görünüyor. Çünkü bu anlayışla kimi getirirseniz getirin, sistem başarısızlığa mahkûm eder.

Futbolu bilmeyen, futbolcuyu tanımayan, taraftarın beklentilerinden haberi olmayan, yönetimi sadece transfer yapmak zanneden bir anlayışla nasıl başarı sağlanabilir?

Sezon başlarken hep umutlanırız. Taraftar olarak gözümüz karadır. Olayların en olumlu tarafından bakarız. Sirkteki cambaza bakar gibi heyecan duyarız. Korkarım ki sonumuz yine hüsran olacak. Hani derler ya, “Olacak olan çocuk...” diye.

Daha önce de yazmıştım: Trabzonspor’un dişiyle tırnağıyla kazandığı imaj ve değerler bu yönetim anlayışıyla kemiriliyor. Endişem budur. Bir Trabzonspor değerini daha kaybedeceğiz diye korkuyorum. Çünkü hangi değerimize el atıldıysa, o değerimizin itibarı zedelendi.

Atalarımız, “En büyük sermaye itibardır.” der. Ne güzel bir anlayış. Yıpratmadığımız değer kalmadı. Beni asıl rahatsız eden budur. Hata yapılır; iş yapılan yerde hata olur. Ama “Trabzonspor’un emektarlarına her şartta saygı gösterilmesi” gibi temel bir değeri yıpratamazsın. Değerleri silip yerine parasal menfaatleri koyamazsın.

Son günlerde yaşanan somut bir örnek verelim: Trabzonspor’un haklarını bir türlü alamadığı, her yenilgiden sonra taktiksel saldırıların hedefi olan Türkiye Futbol Federasyonu seçimlerinde mevcut başkana ani bir U dönüşüyle neden destek verilmiştir?

Bu tavır ilkesizlik midir? Evet.
Çelişki midir? Evet.
Taraftarı hayal kırıklığına uğratmış mıdır? Evet.
Çaresizlik ve acziyet işareti midir? Evet.
Trabzonspor’un imajına yapışacak mıdır? Evet.
Uzun vadede zarar verir mi? Evet.
Ciddiye alınmama davranışlarını artırır mı? Evet.

Peki, Trabzonspor’un değerinden bir parça daha koparan bu tavrın karşılığında ne alınmıştır? Zaten hakkımız olan TFF payının erken ödenmesi mi? Değerlerimiz, imajımız, ağırlığımız bu kadar ucuz mu?

Soruyorum: Tüp mü? Lop mu?

Kaldı ki bu tavır, başka bir ilkesizliği de beraberinde getirmiştir. “Paramızı erken aldık.” diye açıklama yapmak ne demektir? Niye erken alıyorsun kardeşim? Al birini vur ötekine. Kendi aralarında anlaşıp torpil düzeni kuruyorlar. Ver parayı, al oyu. Trabzonspor bu mudur?

Hazmedemediğim budur. Bu yönetim anlayışı Trabzonspor’un bugüne kadar elde ettiği kazanımları paraya tahvil ediyor. Korkum o ki yarın kendini kurtarmak için Şota’yı da taraftarın gözünde itibarsızlaştıracak.

Bu anlayış devam ederse camiamızın elinde inandığımız, sevdiğimiz, güvendiğimiz değerli insan kalmayacak. Yetiştirdiğimiz isimleri, ürettiğimiz değerleri bozuk para gibi harcıyoruz.

Sağlıcakla kalınız…


Tekin KÜÇÜKALİ

Bu yazı daha önce Taka Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?