Ersun Hoca: 2 - Trabzonspor: 0
Hafta sonu oynanan Beşiktaş maçı, sadece Trabzonspor’un değil, Türk futbolunun geldiği içler acısı durumu da ortaya koymaktadır.
Bu sonuca, bu saçma sapan maçın ardından sakin kafayla düşününce vardım. Maçın hemen bitiminde sahada yaşanan komedileri şöyle bir gözden geçirdim:
Trabzonspor maça Beşiktaş’ı kilitleyerek başladı. Beşiktaş kanatlardan bir türlü gelemiyordu. Trabzonspor rakibinin üzerine gitmek yerine kontrollü oynamayı tercih etti. “Nasılsa bir açığını bulurum” diye düşünüyordu. İlk yarı karşılıklı yoklamalarla geçti. Ancak ilk yarıdaki oyunu gören Beşiktaş, böyle giderse bu maçı alamayacağı hissine kapılmıştı. Çünkü kanatları işlemiyordu.
Aslında Ersun Yanal, Yusuf’u oynatmayarak ve Deniz’i golcü olarak sahaya sürmekle küçük bir sinyal vermişti. Ancak Mustafa Akbaş’ı unutmuştu. Mustafa kargadan başka kuş tanımazdı. Trabzonspor’da onuru için oynayanlardandı. İlk yarı Akbaş’ın görev yaptığı kanatta Gökhan Töre adeta silinmişti. Bu yüzden zaman zaman kanat değiştiriyordu. Ancak José Bosingwa diğer kanatta sağlam duruyordu. Erkan ve Deniz ise sahada geziniyorlardı.
Hülasa, ilk yarının en iyisi Mustafa, en kötüsü Erkan’dı.
İkinci yarı başında Yusuf’u ısınırken görünce herkes, Hoca’nın Erkan’ı çıkarıp yerine daha hareketli ve istekli bir kanat oyuncusu alacağını zannetti. Ancak tam bir hayal kırıklığı yaşandı. Sahada Gökhan Töre’yi 45 dakika boyunca adım adım takip eden, adeta boğan Mustafa yoktu. Üstelik Yusuf bir türlü verimli olamadığı defans hattına hapsedilmişti. İleri çıkmayı denediğinde arkasında açık verecekti. Nitekim Gökhan topla istediği gibi oynamaya başladı.
Sevgili okurlarım,
İddialı bir şey söylüyorum: Beşiktaş, sadece bu değişiklik için en az 500 bin liradan vazgeçerdi. Erkan’ın ise hâlâ umurunda değil. Sallana sallana oyununa devam ediyor. Seyirci tribünde adeta çıldırıyor.
Nitekim çok geçmeden, Hakan’ın tüm çabalarına rağmen Erkan’ın asistiyle, Gökhan’ın Hoca tarafından boşaltılan kanada sarkması sonucunda Ersun Hoca Trabzonspor’a ilk golünü atıyor.
Sonra bu da yetmezmiş gibi, taraftar “Erkan’ı çıkar artık” mesajını açıkça vermesine rağmen inadına bir yanlış daha yapılıyor. Bu defa orta sahadan bir başka mücadeleci isim çıkarılıp yerine Óscar Cardozo alınıyor. Bosingwa ayakta zor duruyor, “beni alın” diyor. Bu arada Deniz yetersizliklerini sergilemeye devam ediyor.
Allah aşkına şu futbol hocasına bakın! Orta sahadan top almadığı sürece gol becerisi olmayan bir golcüyü alırken, ona asist yapabilecek futbolcuyu çıkarıyor. Erkan yuhalamalar altında sendeleyerek gezinmeye devam ediyor. Özer hırsından, haysiyetinden ağlıyor. Hoca tribünde kendisini kaybetmiş taraftarlara adeta “gidin işinize” mealinde fırça çekiyor.
Maçın sonunda aynı komedi tekrarlanıyor. Erkan yine asist yapıyor. Golü de yine Ersun Hoca ağlarımıza bırakıyor. Evet, bu maçın gollerini Trabzonspor ağlarına Erkan’ın asistleriyle Ersun Hoca atmıştır.
Gelin görün ki maçtan sonra Hoca’nın pişkin bir edayla yaptığı açıklama kafamı iyice karıştırdı ve düşündükçe dehşete düştüm. Türk futbolu adına “Yazıklar olsun!” dedim.
Hoca şöyle diyor:
“Biz maç sonucuna bakmıyoruz, biz burada bir süreç yönetiyoruz.”
Yönettiğiniz süreç nedir Hoca?
Maç sırasında yaptığınız tüm hamleler bir süreç yönetiminden mi ibaretti?
Hangi süreci yönettiniz?
Trabzonspor’un itibarıyla oynama yetkisini size yönetim mi verdi?
Bu taraftar süreç yönetimi izlemeye mi, futbol izlemeye mi geldi?
Bu süreçten haberi olmayan başta kaleci Hakan ve Mustafa olmak üzere futbolculara diyeceğim hiçbir şey yoktur. Onlar da anlaşılan bizim gibi bir sürecin kurbanı olmuşlardır.
Bir şiiri hak ettiniz:
Kulüp Yönetimi
Kenar Yönetimi
Süreç Yönetimi
Çıldıran Seyirci Yönetimi
Kalın sağlıcakla…
Tekin Küçükali
Bu yazı daha önce Taka Gazetesi’nde yayımlanmıştır.
Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?