Ortak Sevdamız


15.Şubat.2026  |   16 Görüntülenme    |      |  


Sevgili okurlarım,

Yazılarımı okuyan bazı yöneticiler oldukça fazla alınganlık gösteriyor. Zaman zaman yüz yüze, zaman zaman telefonla görüşerek incindiklerini söylüyorlar.

Bazıları “Seni mahkemeye vereceğiz, ağabeyimizsin diye kıyamıyoruz.” diyor.

Bir kısmı da ilkeleri gereği(!) mailler atarak, takma isimler kullanarak çirkinlikler yapmaya çalışıyor.

Ben hepsine teşekkür ederim. Konuşan, yazan, anlatan bireydir. Ortak sevdamız Trabzonspor’dur. Görüş ve düşüncelerimizi paylaşmalıyız ki doğruyu, güzeli, belki de mükemmeli yakalayabilelim.

Ben şahsiyet yapmaktan Allah’a sığınırım. Elbette her şeyi bilmek mümkün değildir. Doğru bildiklerimizi yazmalıyız. Sizler de ekiplerinize tamamlayıcı bilgiler verirseniz memnun olurum.

Yazdıklarımla kimseyi incitmeyi hiç ama hiç düşünmedim. Düşünmek de istemem.

Hani derler ya:
“Hırsız evin içindeyse kilit ne işe yarar?”

Burada “hırsız” ifadesiyle kastım yalnızca para çalan değildir.
İnsanların zamanını çalan da hırsızdır.
İnsanları aldatan da hırsızdır.
Bireylerin geleceğini gasp eden de hırsızdır.
İnsanların beynine yanlış ve asılsız bilgiler veren de hırsızdır.
En önemlisi, insanların emeğini çalan hırsızdır.

Futbolda en büyük hırsızlık emek hırsızlığıdır. Örneğin, iyi oynayan bir futbolcuya haksız yere düdük çalıp onun heyecanını ve direncini kıran hakem de emek hırsızıdır.

Düşündüklerimizi daha fazla yazabiliriz. Zira düşünce, iyi ve cesur insanların beyninde gelişmelidir; aksi hâlde rüya olmaktan öteye geçmez, der mütefekkirler. Demek ki düşünce, düşüneni değiştirir.

Düşündükçe şu sorulara geliyoruz:

Nereye geldik?
Nasıl geldik?
Nereye gidiyoruz?
Türkiye ve dünya bizi, yani Trabzonspor’u konuşuyor mu?
Konuşuyorsa ne diyor?

Herkesle, amiyane tabirle papaz olduk. Unutmamalıyız ki dünyaya ilham veren üç dil vardır:
Para,
Gözyaşı,
Spor.

Bu üç temel dilde yalanı, dolanı, fırıldağı uzun süre saklayamayız. Bugüne kadar bu noktadaki girişimler bütün çıplaklığıyla ilgililerin yüzüne vurulmuştur. Hakikat, geç de olsa gün yüzüne çıkar.

Yazıp anlatmak istediklerimiz bundan ibarettir. Trabzonspor’a zarar vermek kimsenin ne hakkıdır ne de haddine düşer. Bunu düşünen beyin çürür. Trabzonspor’a zarar vermek isteyenler spor tarihinden bir bir, sessiz sedasız yok oldular. Sıradakiler kendini bilir.

Bir de taraftarın sesi olma meselesi var. Yaşadığımız olaylara ve sahada gördüğümüz rezilliklere keyfimizden tepki vermiyoruz. Tribünde duyulan ama cam arkasındaki koltuklarda duyulmayan gerçekleri ulaştırmaya çalışıyoruz. Taraftar her şeyden memnun sanılıp hatalar daha da büyümesin diye…

Sert eleştiri sert bir tokat gibidir; şefkat tokadı gibi… İnsanı daldığı gafletten uyandırır. Futbolu yöneten arkadaşlara yapmak istediğimiz de bundan ibarettir.

Yazdıklarımdan alınganlık gösteren değerli kardeşlerime, Alvarlı Efe’den bir kıssa ile son vereyim:

Âşık der ki:
“İncitenden incinme; kemâlde noksan imiş incinen, incitenden.”

Pazartesi oynanan maçta hangimiz saçını başını yolmadı? Hangimiz bu takımı yöneten herkese sayıp dökmedi? Bu kötü futbol her türlü eleştiriyi hak ediyor. Bir futbolcu tek başına takımı ipten alıyor. İyi transfer, doğruya doğru. Ancak bu futbolla, bu kadar az koşarak kazanma hayaliyle nereye kadar gidebiliriz?

Kalın sağlıcakla…

Tekin Küçükali

Bu yazı daha önce Taka Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?