Hulasa


15.Şubat.2026  |   17 Görüntülenme    |      |  


Sevgili okurlarım,

Yazılarımı okuyan yöneticiler oldukça fazla alınganlık gösteriyorlar. Zaman zaman yüz yüze, zaman zaman da telefonla görüşerek incindiklerini söylüyorlar. Bazıları, “Seni mahkemeye vereceğiz, ağabeyimizsin diye kıyamıyoruz.” diyor. Bir kısmı da ilkeleri gereği (!) mailler atarak, takma isimler kullanarak çirkinlikler yapmaya çalışıyor.

Ben hepsine teşekkür ederim. Konuşan, yazan, anlatan bireydir. Ortak sevdamız Trabzonspor’dur. Görüş ve düşüncelerimizi paylaşmalıyız ki doğruyu, güzeli, belki de mükemmeli yakalayabilelim.

Ben şahsiyet yapmaktan Allah’a sığınırım. Elbette her şeyi bilmek mümkün değildir. Doğru bildiklerimizi yazmalıyız. Sizler de eksiklerimizi tamamlayıcı bilgiler verirseniz memnun olurum.

Yazdıklarımla kimseyi incitmeyi hiç ama hiç düşünmedim; düşünmek de istemem.

Hani derler ya:
“Hırsız evin içindeyse kilit ne işe yarar?”

Buradaki “hırsız” ifadesiyle kastım illa para pul çalan değildir.
İnsanların zamanını çalan da hırsızdır.
İnsanları aldatan da hırsızdır.
Bireylerin geleceğini gasp eden de hırsızdır.
İnsanların beynine yanlış ve asılsız bilgiler veren de hırsızdır.

Düşündüklerimizi daha fazla yazabiliriz. Zira düşünce, iyi ve cesur insanların beyninde gelişmelidir; aksi hâlde rüya olmaktan öteye geçmez, der mütefekkirler. Demek ki düşünce, düşüneni değiştirir.

Düşündükçe şu sorulara geliyoruz:

Nereye geldik?
Nasıl geldik?
Nereye gidiyoruz?
Türkiye ve dünya bizi, yani Trabzonspor’u konuşuyor mu?
Konuşuyorsa ne diyor?

Herkesle, amiyane tabirle papaz olduk. Unutmamalıyız ki dünyaya ilham veren üç dil vardır:

PARA
GÖZYAŞI
SPOR

Bu üç temel dilde yalanı, dolanı, fırıldağı uzun uzadıya saklayamayız. Bugüne kadar bu noktadaki girişimler bütün çıplaklığıyla ilgililerin yüzüne vurulmuştur. Hakikatler geç de olsa gün yüzüne çıkar.

Yazıp anlatmak istediklerimiz bundan ibarettir. Trabzonspor’a zarar vermek kimsenin ne hakkıdır ne de haddine düşer. Bunu düşünen beyin çürür. Trabzonspor’a zarar vermek isteyenler spor tarihinden bir bir, sessiz sedasız yok oldular. Sıradakiler kendini bilir.

Yazdıklarımdan alınganlık gösteren değerli kardeşlerime, Alvarlı Efe’den bir kıssa ile son vereyim:

Âşık der ki:
“İncitenden incinme;
Kemâlde noksan imiş incinen, incitenden.”

Sağlıcakla kalınız…

Tekin Küçükali

Bu yazı daha önce Taka Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?