Selam Sana Divan
Geçen hafta Trabzonspor Divan Kurulu’nun kongresi vardı. Trabzonspor üyeliğinde belli bir yılı doldurmuş olan büyüklerimiz bu kurulun doğal üyesidir. Divan, ağır abilerden oluşur; yaşlı ve tecrübelidir. Önemli görevleri vardır. Tüzük düzenlemelerinde söz sahibidir, gerektiğinde yönetimi sorgular.
Divan Kurulu’nda tam Trabzonspor’a yakışır sahneler yaşandı. Gururlandım. En ufak bir gerilim bile olmadı.
Ali Sürmen Divan Kurulu Başkanı seçildi ve seviyeli bir konuşma yaptı. Barbarca davranışlar görülmedi. Av. Kumkumoğlu da yılların kazandırdığı tecrübeyle kongreyi başarıyla yönetti. Emeği geçen herkese Trabzonspor taraftarları adına teşekkür ediyorum. Kongrenin hayırlı olmasını diliyorum.
Demek ki menfaatler; ideallerin, amaçların, fikirlerin ve Trabzonspor sevgisinin altında kalırsa ortaya böyle güzel tablolar çıkabiliyor. Bütün kötülüklerin kaynağı menfaat güdüsüyle hareket etmektir.
Lütfen Trabzonspor’un menfaatlerini savunuyor görünüp kendi menfaatlerimize odaklanmayalım. Böyle olduğunda sahada başarısızlık mukadder oluyor.
Pazar günü takımın sergilediği özveriyi beğendim. Oyuncuları tebrik ediyorum. Çok kritik bir galibiyet aldık. Bu maçı da kazanamasaydık bu sezon ligde varlığımızı bile hissettiremeyecektik. En azından zor zamanlarımızda dahi dört büyüklerden biri olduğumuzu futbol kamuoyuna hatırlattık.
Ancak transferlerin çoğu sakatlanıyor. Afrika Kupası’nı öngöremeyen yönetimin, bu kez de transfer edilen oyuncularda bir formsuzluk sorunu yaşadığı görülüyor. Yabancılar adeta koşmamaya yemin etmiş gibi.
Örneğin Mustapha Yatabare’nin yerine giren Deniz Yılmaz taraftarı heyecanlandırdı. Böylesine hareketli bir oyuncuya daha fazla şans verilmesi gerekir.
Hâlâ takım içinde keşfedilmeyi bekleyen futbolcular var. Yerini bulduğunda kendini gösteren isimler var. Mesela Fatih Atik ilk kez göz dolduran bir performans sergiledi. Demek ki doğru pozisyon önemli.
Yedek ağırlıklı bir kadroyla sahaya çıkıp mücadele görmek sevindirici. Ancak keşiflerin çok geç yapıldığını da söylemek gerekir. Mehmet Ekici gibi bir kalite olmasa yine zorlanabilirdik.
Erkan Zengin’i ise transfer edildiğinden beri dikkatle izliyorum. Sanki fiziksel bir sorunu varmış gibi temkinli oynuyor; adeta kaygan zeminde koşuyor gibi.
Erkan’a sesleniyorum: Trabzonspor’u tercih etmen erdemli ve akıllıca bir seçim oldu. Camiaya hoş geldin. Ancak tedavi gerektiren bir sorunun varsa bunu açıkça teknik heyetle paylaşmalısın. Senin gibi kaliteli bir oyuncuyu gerekirse birkaç hafta bekleriz. Sorunun yoksa da temponu artırmalısın.
Trabzonspor, tarihinde görülmemiş cezalarla karşı karşıya bırakıldı. Beceriksiz ve sert üslup, kulübü sabıkalı bir görüntüye sürüklüyor.
Sayın yöneticiler, elinizi vicdanınıza koyun. Yarın çocuklarınıza ve torunlarınıza cezalarla anılan bir kulüp bırakmayın. Asırlar önce Roma’yı yakanlar gibi davranmayın. Akl-ı selimle muhasebe yaparak daha vahim tablolarla karşılaşmamak için gerekirse görev değişikliğine gidin.
Biz Trabzonspor taraftarlarının başka sevdası yok. Bizi birbirimize bağlayan, kaynaştıran, coşturan hatta ağlatan başka bir bağımız yok.
Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.
Hani geceleri yıldız kayar ya… Türk futbolu da öyle kayıyor. Dünya sıralamasında 49. sıradan 52. sıraya düştük. Üçüncü torbadan dördüncü torbaya geriledik. Bu gidişle girecek torba bulamayacağız.
Gördüğüm ilginç bir gerçeği paylaşmak istiyorum: Büyük takımların maçlarını izleyin. Yenilmeleri adeta imkânsız gibi. Haftalardır kimse yenilmiyor. Anadolu takımları canını dişine takıyor ama sonunda kaybediyor. Büyük takımların yenilmesi yasakmış gibi bir hava var.
Maçın 70. dakikasından sonra, spiker dâhil herkes büyük takımın gol atmasını bekliyor. Hakemler bile karşı takımın da bir Türk futbol takımı olduğunu unutuyor sanki. Gizli bir kural varmış gibi: “Büyüklerden biri kazandı mı diğerleri de kazanacak.” Gerçi Trabzonspor söz konusu olunca bu tabloya pek rastlanmıyor.
Her maça “Nasıl olsa bir şekilde kazanırız.” anlayışıyla çıkan oyuncuların çoğunlukta olduğu bir milli takımın başarılı olması da elbette zorlaşıyor.
Kalın sağlıcakla…
Tekin Küçükali
Bu yazı daha önce Taka Gazetesi’nde yayımlanmıştır.
Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?