Kuru Gürültü Lobisi


15.Şubat.2026  |   18 Görüntülenme    |      |  


Bu hafta hangi maçtan örnek vererek düştüğümüz hâli anlatsam bilemiyorum. Derbi öncesi hakemlere yüklendik. Futbol Federasyonu’nu ve maçın hakemlerini adeta tehdit ettik. “Hata olursa sahadan çekiliriz.” dedik.

Peki ne oldu? Her zamanki gibi hataları görmezden geldik. Lafımızı yuttuk. Oturduk oturduğumuz yere.

Ne kazandık? Koca bir hiç.
Ne kaybettik? İtibar.

Bu Trabzonspor’un itibarını siz mi kazandınız da böyle harcıyorsunuz? Bu harcanan itibarın kazanılması için formalara ne kan, ne ter, ne saha çamuru bulaştı… Bizim hatırımız yok diyelim; peki bu tarihteki futbol kahramanlarımızın da mı hatırı yok?

Başka ne kaybettik? Güven. Sayenizde ne taraftarın size güveni kaldı ne de futbolcuların kendine. Cumartesi günü sahada korkmuş, sinmiş ve beraberliği zafer gibi gören bir takım izledim. Utandım. “Yuh olsun Trabzonspor’u bu hâle getirenlere.” dedim.

Fenerbahçe tribünlerinde ise coşkuya hiç yakıştıramadığım bir pankart dikkatimi çekti: “Herkes haddini bilsin.”

Adalet talep etmek, haddi aşmak anlamına mı geliyor Türk futbolunda? Bu “had” denilen sınırları kim, neye göre çiziyor?

İktidara yakın olmak büyük takım olmak mıdır? Sürekli saha dışı oyunlarla maç kazanma mahareti sizi büyük mü yapar?

Türkiye’de Trabzonspor’a çizilen “had çizgisi” nereden başlar, nerede biter?

Bugün Trabzonspor’un yeterince ciddiye alınmaması yönetim zafiyetindendir. Bazı kendini bilmezler, bu yönetime bakarak Trabzonspor’a sınır çizmeye kalkışmasın.

Başka ne kaybettik? Puan kaybettik elbette. Ancak yönetim, Fenerbahçe’ye karşı kaybedilenleri kayıp saymıyor. Yakında büyük takımlardan fark yememeyi de maharet sayarlarsa şaşırmam.

Başkanın açıklamalarına ilk cevap ceza olarak geldi. Verilen cezayı takım için kâr sayalım diyelim. Çünkü bu başkan ne kadar hak mahrumiyeti alırsa, belki takım o kadar rahatlar.

Ama Salı günü kupadan elenmemiz de bu açıklamaların sahadaki yansıması oldu.

Biz “lobicilik” dedikçe bazıları güldü. Kuru gürültü çıkarmayı lobicilik sandılar. Her gördükleri mikrofona konuşarak güç devşireceklerini zannettiler. Çatışma ortamı oluşturmayı strateji sandılar. “En iyi savunma saldırıdır.” diyerek önüne gelene yüklendiler.

Yenildikçe “kupa” dediler, “şampiyonluk” dediler, “hakemler” dediler…

Bir kez olsun “Biz bu işi beceremiyoruz.” diyemediler.

Yetersiz yönetici futbolcuyu tembelleştirir. Bahane üreten yönetici, futbolcuya da bahane üretmeyi öğretir. Kupaya tembellikten veda ettik. Bazı futbolcular hakem hatasının arkasına sığınıp sahada yürüdüler. Çünkü maç çıkışı suçlanacak olan artık onlar olmayacaktı.

Necip Fazıl Kısakürek’in müthiş bir sözü vardır:
“Irmak denizden uzaklaştıkça gürültüsü artar.”

Bizimkiler de şampiyonluktan uzaklaştıkça kuru gürültü çıkarıyorlar.

Kalın sağlıcakla…

Tekin Küçükali

Bu yazı daha önce Taka Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?