Alma Mazlumun Ahını
Sakın bu başlık da nereden çıktı demeyiniz. Lütfen yazıyı tane tane, dura dura bıkmadan okuyunuz.
Size ÇAY-KUR’da küçük bir hesap hülasası yapayım. ÇAY-KUR’un mali tablolarına şöyle bir göz atalım.
Yıl 2013. Bakalım ÇAY-KUR’da biz üreticilerin emek verip topladıkları çaylardan elde edilen paralar nasıl kullanılmış.
2013 yılı maliyetler üzerinden Kamelya Çayı, Karadeniz Çayı, Diyarbakır Çayı, Artvin Kafkasör Çayı, Burcum Yeşil Çayı ve ayrıca 2013 yılında üretimine başlanan Ramazan Çayı maliyetin altında (zararına) gerçekleşmiştir.
Yurt dışı satışlar ise tamamen maliyetlerin altında (zararına) gerçekleşmiştir.
Nasıl bir tablo? İyi mi? Daha durun bakalım, gerisi henüz gelmedi. Sizleri biraz rakamlarla meşgul edeceğim amma işin omurgası da rakamlar elbette.
2013 çay satışları bir evvelki yıla göre %15,98 arttı. Oh, sevindirici haber. Lakin toplam faaliyet giderleri ise %27,39 artış gösterdi. Ne o, mislisiyle sevincimiz kursağımızda mı kaldı!
İşin başındayız. Toplam faaliyet giderleri 238.885.064,08 TL’dir. Bu para ile neler mi yapılmış? Geliniz hep beraber bakalım:
A.R-G (Araştırma ve Geliştirme) için 3.477.125,59 TL harcanmış.
Merkez (Genel Müdürlük) giderleri için 28.222.277,30 TL harcanmış.
Kalan 207.185.661,19 TL pazarlama giderleri olarak gerçekleşmiştir.
Bütün para pazarlamaya gitmiş! Pazarlama giderleri içinde neler var bir bakalım mı? Sakın ha “Bu da ne?” demeyin.
Pazarlama payına baktığımızda en büyük pasta 139.491.286,88 TL ile promosyona uygun görülerek verilmiş.
Diğer kalemler ise fuar giderleri, reklam giderleri olarak sıralanabilir.
ÇAY-KUR’un tablosu nasıl? Hey maşallah, nazar değmez inşallah…
Tüm ilgililere ve yetkililere sesleniyorum:
Böylesine idare edilen bir kurumu kim özelleştirmek istemez? “Zarar ediyor, verelim kurtulalım” denmez mi?
Kime verelim? Çok zorlama bir alan bulunur. Tütünde, pancarda, pamukta hatta Türk Telekom’da hep böyle olmadı mı?
Önce gereksiz harcamalarla zarar ettir, sonra da “kurum zarar ediyor” diye sat gitsin. Kendi malımız olsa bu kadar kolay satar mıyız? “Satarız” derseniz ben yazmayacağım bu konuları.
Böylesine güzide kurumlarımızı “Battı balık yan gider” sorumsuzluğu ile yönetemeyiz. Bunun öbür dünyada hesabı ağır olur.
Sevgili okuyucularım,
Her yıl eylül ayında Rize’de en iyi çay demleme yarışması yapılır. Bu güzel çalışmayı yapan Rize Ticaret Borsası’nın değerli başkanı ve heyetine teşekkür ederim. Ürünümüzün reklamını yapıyor. Muhtemeldir ki kazananlara ödül olarak verdiği çayı kurumdan alıyordur.
Adı ne olursa olsun, ÇAY-KUR’un yapması gerekeni tam 6 yıldır Rize Ticaret Borsası yapıyor.
İki yüz bini aşkın çay üreticisinin adına konuşmak haddim değil; ancak kendi adıma minnet duygularımı ifade etmek isterim.
ÇAY-KUR’un bu alarm durumundan son derece tedirgin olduğumu söylemek isterim. Şöyle ki:
Ey ÇAY-KUR, emeğimi ucuza aldığın için sana hakkımı helal etmiyorum.
Diyebilirsin ki, “Sen de kimsin?”
Unutma, ben bireyim. Yüce Yaradan’ın sadece bir kuluyum.
Gücüm yetmediğini biliyorum. Ancak bir mazlumun feryadı ile sizleri gücü yetene havale ediyorum.
u resimdeki fidan gibi gence bakınız. Omuzundaki yük, bulunduğu ortam mahşeri vicdanı kanatmıyor mu? Bu güzel ülkenin gelecek fidanları omuzlarında neyi taşıdığını biliyor musunuz?
Bu genç sizin vurdumduymazlığınızı, aymazlığınızı, har vurup harman savurma kayıtsızlığınızı taşımak zorunda mıdır?
İşte benim niye bu kadar intizar ettiğimin, gözyaşlarımı tutamadığımın sırrı o ekmeğinin peşindeki fidanın fotoğrafında saklı.
Beni bu fotoğraf bitirdi. Ben koptum…Tüm okuyucularımın Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorum. Cumhuriyeti bize emanet edenlere şükran ve minnet duyduğumu ifade etmek istiyorum. Rabbim bu milleti korusun ve kollasın diyorum.
Kalın sağlıcakla…
Tekin KÜÇÜKALİ
Bu yazı daha önce Taka Gazetesi’nde yayımlanmıştır.
Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?