Çaylar Şirketten-2-


23.Şubat.2026  |   3 Görüntülenme    |      |  


Değerli okurlarım,

Türkiye ekonomisi ve üretim sektörünün en temel sorunu kalite sorunudur.
Kalite sorununun arkasında ise ürünün beceriksiz bir şekilde yönetimi vardır.

Örneğin çay tarımımızdaki temel sorun da kalite sorunudur. Bugünkü çay üretimimiz neredeyse 50 yıl önceki tarımsal tekniklere dayanmaktadır.

Derhal yapılması gerekenleri daha 1963 yılında yabancı uzmanlar rapor etmişti. Gelin bunları bir kez daha hatırlayalım:

  • Yabancı ot mücadelesi

  • Doğru ve yöreye uygun gübre kullanımı

  • Bilinçli ve dengeli gübreleme

  • Doğru ve verimli budama

  • Hasat tekniklerinin yerleştirilmesi

  • Getirilen ürünün kalitesine göre fiyat tespiti

Eğer Türkiye’de bunlar gereği gibi uygulanıp üretilen çay dış piyasaya güçlü bir kalite standardıyla sunulmuş olsaydı, inanın Hint çaylarına ciddi bir darbe vurulmuş olurdu.

Çayın kalitesini düşüren ve çayımızın en önemli özelliği olan doğallığını zedeleyen en önemli unsur, bilinçsiz kimyasal gübre kullanımıdır. Oysa bölgemiz organik tarıma en uygun coğrafyalardan biridir. Buna rağmen organik çayı sistemli ve güçlü şekilde destekleyen bir politika göremiyoruz.

Şunu açıkça ifade edelim:
Çok çay üreterek para kazanılmaz; kaliteli çay üreterek para kazanılır.

Bunun için üreticinin ciddi şekilde desteklenmesi gerekir. Dünyada çaya verilen destek oranı ortalama %50 civarındadır. Biz ise üreticiyi çoğu zaman yalnız bırakıyoruz.

Önce kaliteli çay yaprağı üretmeyi öğreneceğiz.
Sonra bunu etkin bir şekilde tanıtıp dünyaya, en organik ve en kaliteli çayın Türkiye’de üretildiğini kabul ettireceğiz.

Biz hazır olan organik değerimizi bile doğru pazarlayamıyor, marka haline getiremiyoruz.

Bu işler küçük üreticiyi kaderine terk ederek olmaz. Kaliteli ve markalaşma potansiyeli olan ürünler desteklenmelidir. Çay toplama teknikleri kolay değişmez; üreticiyle birlikte çalışan, yönlendiren, sahada olan bir çay yönetimi gerekir.

Bugün çay şirketlerinin alım şekilleri ve alım yerleri bile benim çocukluğumdan kalma.

Bu nankörlüğü yapmayın Allah aşkına.
Bu çay nimeti, kayıtsız kalan herkesi çarpar.

Devlet bu ürünü bir türlü stratejik değer olarak görmedi. Küçük desteklerle 50 yılı aşkın süredir oyalanıyoruz. “Zihniyet değişimi” diyorlar ya… Benim gördüğüm değişen tek şey çayımızın tadı. Eski tadı yok.

Piyasada yüzlerce çay markası görüyorum. Ancak birkaçı dışında çoğunu içemiyorum. Kalitesizliği hemen fark ediyorum; misafir bile olsam “Çayınızı değiştirin” diyorum.

Ucuz çay üretmeye kalkarsak çayı tamamen kaybederiz.

Tarladan fabrikaya kadar süreci takip eder, kaliteyi teşvik edersek hem uygun fiyatlı hem de kaliteli çay içeriz.

Çiftçimiz çalışıyor, didiniyor; Çaykur nasıl tarif ederse o şekilde üretmeye gayret ediyor. Peki yıllardır alınan önlemler kimi tatmin etti?

Yazık oldu yıllara.
Yazık oldu çay üreticisine.
Yazık oldu ülkemizin tarımına, ekonomisine.

En başta emeği yeterince önemsemiyoruz. Hazır nimeti marka yapamıyoruz. Bir yük gibi görüyoruz.

Oysa değerlendiremediğimiz her nimet zamanla yük haline gelir.

Çayla ilgili değerlendirmelerimiz, sabrınıza sığınarak devam edecek.

Kalın sağlıcakla…

Tekin KÜÇÜKALİ

Bu yazı daha önce Taka Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?