Pasolig'e Hayır


24.Haziran.2026  |   21 Görüntülenme    |      |  


Sevgili okurlarım,

Hafta sonu oynanan Trabzonspor maçını izledik. Doğrusu maç mı izledik, antrenman mı yaptılar anlamak zordu. Koca stadyumda yalnızca Hami Mandıralı'nın sesi yankılanıyordu. Tribünler neredeyse tamamen boştu.

Maçı izleyen ve yaşananların sebebini bilmeyen birçok kişi bu tabloya anlam veremedi. Özellikle kadınlar ve çocuklar neden tribünde yoktu? Yoksa Hami Hoca'yı sevmiyorlar mıydı? Oysa Hami denildiğinde hepimizin aklına mütevazılığı, efendiliği ve güler yüzü gelir.

Sonradan öğrendik ki mesele bambaşkaymış. Kadınlar ve çocuklar stadyum kapısından geri dönmek zorunda kalmış. Kimsenin olan bitenden haberi yokmuş.

Türk futbolunun yönetimini emanet ettiğimiz malum yöneticiler, bir sabah kalkıp dereyi geçerken at değiştirmeye karar vermişler. Meğer artık maça girmek için Passolig kartı zorunlu hale gelmiş. Üstelik bu karar, uygulamanın altyapısı tam hazırlanmadan, insanlara yeterli bilgilendirme yapılmadan yürürlüğe konulmuş.

Peki insanlar bu kartı nereden alacak? Nasıl alacak? İki gün sonra oynanacak maça yetiştirmeyi nasıl başaracak?

Trabzon'da o hafta sonu tam anlamıyla bir kaos yaşandı. Futbol adeta bitkisel hayata girdi. Başkan ortalarda yok. Takım elinden geldiğince mücadele etmeye çalışıyor ama tribünde yalnızca birkaç düzine seyirci olunca futbolcunun da konsantrasyonu bozuluyor. Nitekim maçın ikinci yarısında puan kaybının eşiğinden dönüldü.

İnsan ister istemez soruyor:

Bu karar neden sezon sonuna bırakılmadı? Neden yeni sezon başlamadan uygulanmadı? Neden milyonlarca futbolsever hazırlıksız yakalandı?

Passolig uygulaması yalnızca bir kart uygulaması değildir. Aynı zamanda insanlara "Önce hangi takımı tuttuğunu belirle, sonra maça gel" demektir.

Düşünün; yolunuz bir Anadolu şehrine düştü ve canınız futbol izlemek istedi. Elinizdeki kart başka bir takım adına kayıtlıysa maça giremiyorsunuz. Futbolseverler özgür seyirci olmaktan çıkarılıp takım kimliklerine mahkûm ediliyor.

Daha da önemlisi, şiddeti önleme gerekçesiyle bütün seyirciler fişleniyor. İnsanlar gönül rahatlığıyla stadyuma gidemez hale geliyor.

Oysa futbol özgür insanların oyunudur.

Futbolu sürekli kontrol edilmesi gereken bir tehdit olarak görenler, futbolun ruhunu anlayamazlar.

Passolig uygulaması, maçları hayatının önemli bir parçası haline getiren engelli vatandaşlarımızı da zor durumda bırakmıştır. Arada bir ailesiyle maç izlemek isteyen insanları da dışarıda bırakmıştır. Futbolun gerçek sahipleri yalnızca fanatik taraftarlar değildir. Futbol; çocuğuyla maça gelen babanın, arkadaşlarıyla tribüne çıkan öğrencinin, emekli amcanın ve hayatında birkaç kez stadyuma giden vatandaşın da oyunudur.

Bugün geldiğimiz noktada tribünler boşalmışsa, bunun sebebini taraftarda değil, taraftarı stadyumdan uzaklaştıran anlayışta aramak gerekir.

Ben bu durumu görünce "Düğün Dernek" filmindeki meşhur tüpçü karakterini hatırladım. Hani kafasına tüple vurulsa tüp ezilir ama ona bir şey olmaz ya...

Türk futbolunu yönetenler de biraz buna benziyor.

Futbol kırılıyor, dökülüyor, seyirci uzaklaşıyor, tribünler boşalıyor; ama yöneticiler yerlerinde sapasağlam duruyor.

Türkiye'de futbolu küçücük bir tüpün içine sığdırmaya çalışıyorlar. Oysa bu sevda o kadar büyük ki hiçbir tüpe sığmaz.

Unutmayın; futbolu sıradan insanlardan uzaklaştırırsanız, tribünlerdeki sağduyuyu da kaybedersiniz. Statların gerçek sigortası, küfre ve şiddete karşı duran centilmen seyircilerdir.

Onları da dışarıda bırakırsanız, bir gün tribünlerde neyi kontrol edeceğinizi siz de bilemezsiniz.

Lütfen futbolu halktan koparmayın.

Çünkü futbolu yaşatan kartlar değil, insanlardır.

Kalın sağlıcakla...

Tekin KÜÇÜKALİ

Bu yazı daha önce Taka Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?