Allah Boy Vermiş...
Birkaç hafta evvel bu köşede sizlerle yine birazdan değineceğim konuyu paylaşmıştım. Ancak konuya girmeden önce bir hakkı teslim etmek isterim.
TAKA Gazetesi Spor Müdürü Sayın Hamza Mısır’ın futbol bilgisine çok güvenirim. Trabzon’da ve okurlarımız arasında da futbolu yakından takip eden, birikimi yüksek birçok taraftar grubu ve değerli spor yazarı bulunmaktadır. Fakat içlerinde biri vardır ki, Trabzonspor denildiğinde ayrı bir yere konulmalıdır: İhsan Öksüz.
Sayın Öksüz, aynı zamanda Trabzonspor’un yaşayan hafızalarından biridir. Kendisi hakkında ne kadar yazsak eksik kalır.
Şimdi sadede gelelim.
Yanko transfer edildiğinde şu soruyu sormuştum:
“Acaba bize çakma birini mi verdiler?”
Bazı okurlarımız yorum yaptı, değerlendirmelerde bulundu. Ancak yukarıda isimlerini andığım iki önemli spor adamından bu konuda tek kelime duymadım.
Bugün aynı soruyu tekrar soruyorum:
ÇAKMA MI?
Sevgili okurlarım,
Temel sarmayı hiç sevmezmiş. Günün birinde misafir olduğu bir evde önüne sarma gelmiş.
Temel tabağa bakmış, durmuş.
Ev sahibi başlamış anlatmaya:
— Bunun içinde çok önemli besin değerleri vardır.
— Hazırlaması zahmetlidir.
— Pişirmesi uzun sürer.
— Büyük emek ister.
Temel daha fazla dayanamamış:
— Hepsini anladım da, bu kadar değerli bir şeyi niye böyle sarıp sarmalayıp gizlediniz?
Acaba bize de futbolcuyu böyle sarıp sarmalayıp mı verdiler?
Allah aşkına söyleyin...
Bir futbolcu savunmaya bu kadar yük bindirir mi?
Yaradan’a şükür ki Trabzonspor’da Mustafa var da canla başla mücadele ediyor.
Allah bozmasın.
Futbola yüreğini koymak dedikleri şey tam da budur.
Tribünlere bakarken gözlerindeki o sevgi dolu ışığın hiç sönmemesini yürekten diliyorum.
Elbette futbolda teknik beceri çok önemlidir. Bunu görmezden gelmek mümkün değildir. Ancak sahaya yüreğini koyan insanları da unutamayız.
Geçen hafta yazdığım birçok cümleyi bugün Mustafa için tekrar edebilirim.
Allah onu korusun.
Bir okuyucum bana bir e-posta göndermiş.
Diyor ki:
“Bize yapılan adaletsizliğe karşı direnme gücümüz her gün biraz daha zayıflıyor. Yeni stat yapacaklarını söyleyerek bizi oyalıyorlar. O yaptıkları her neyse onların olsun. Biz kumda daha iyi oynarız, daha mutlu oluruz. Hakkımız neyse onu verin. Bizim gücümüz onu almaya yetmiyor. Yağız hırsız ev sahibini bastırdı. O stadın direkleri altından, koltukları gümüşten olsa ne yazar? Ben masumum, ben mazlumum. Beni göz göre göre ezdiler.”
Bu satırları okuyunca düşündüm.
Merhum Necip Fazıl Kısakürek’in bir şiirindeki ifadeyi değiştirerek şöyle demek geldi içimden:
Yüz üstü çok süründün, ayağa kalk Trabzon!
Biz erkeklerde iş yok.
Analarımızda, bacılarımızda, velhasıl bütün kadınlarımızda umut görüyorum.
Ey Trabzon’un kadınları;
Kulakları sağır, gözleri görmez hale gelen biz erkeklere kulak olun, göz olun.
Sevgili okuyucularım,
Bu feryada ne diyebilirim?
Sözün gerçekten bittiği yerde kaldım.
Sanki Fuzûlî asırlar öncesinden bugünlere seslenmiş:
Ne söylesem tesiri yok,
Sussam gönlüm razı değil.
Çektiğim azabı bir ben, bir de Allah bilir.
Sağlıcakla kalınız...
Tekin KÜÇÜKALİ
Bu yazı daha önce TAKA Gazetesi’nde yayımlanmıştır.
Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?